|
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
1.
Andolsun Allah yolunda koştukça koşanlara,
2.
(Tırnaklarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara,
3.
(Ansızın) sabah baskını yapanlara,
4.
Orada tozu dumana katanlara,
5.
Derken orada bir topluluğun ta ortasına
girenlere yemin ederim ki ,
6.
Şüphesiz insan, Rabbine karşı pek nankördür.
7.
Şüphesiz buna kendisi de şahittir ,
8.
Ve o, mal sevgisine de aşırı derecede
düşkündür.
9.
Kabirlerde bulunanların diriltilip dışarı
atıldığını düşünmez mi?
10.
Ve kalplerde gizlenenler ortaya konduğu
zaman ,
11.
Şüphesiz Rableri o gün onlardan tamamıyle
haberdardır.

Adı: Birinci ayetteki "adiyat"
kelimesi
bu sureye isim olmuştur.
Âdiyât, koşan atlar demektir.
Nüzul zamanı: Adiyat
Suresi'nin Mekkî mi, Medenî mi olduğunda
ihtilaf vardır. Abdullah b. Mesud, Cabir,
Hasan Basrî, İkrime ve Ata bu surenin Mekkî
olduğunu söylemişlerdir. Enes b. Malik ve
Katade ise surenin Medenî olduğunu
belirtmişlerdir. İbn Abbas'tan
iki kavil menkuldür. Bunların birisi surenin
Mekkî, diğeri ise surenin Medenî olduğu
yolundadır. Ama surenin beyan üslubundan
sadece Mekkî olduğu değil, aynı zamanda
Mekke döneminin başlangıcında nazil olan
surelerden olduğu anlaşılmaktadır.
Konu: Bu surenin maksadı, insanın
ahireti inkar etmesinin veya ondan gafil
olmasının, onu ahlâkî bakımdan aşağı
seviyeye düşüreceğini anlatmaktadır. Bunun
yanısıra, ahirete insanların sadece zahiri
amellerinden değil, kalplerdeki gizli
sırlardan da hesap sorulacağı ifade
edilmiştir. Arabistan'da yaygın olan
anarşiden herkesin perişan ve rahatsız
olması bunun delili olarak ileri
sürülmüştür. Çünkü o dönemde, her tarafta
savaş, kan ve zulüm yaygındı. Kabileler
birbirini helak etmekteydi. Hiç kimse
geceleri rahatça uyuyamazdı. Çünkü fecr
zamanı hücum edebilecek düşmanın saldırı
tehlikesi ile karşı karşıyaydı. Bu durum
bütün Arabistan'da yaygındı ve onun
kötülüğünü herkes hissetmekteydi. Zalim ve
tecavüzkar olan kişi başarı kazandığı zaman
memnun olurdu.
Mazlum olan ise matem içinde kalırdı. Ama
muzaffer olan zalim zulme uğradığında,
anarşinin ne kadar kötü olduğunu hissederdi.
Buna işaret edilerek buyurulmuştur ki, insan
ölümden sonraki hayatı ve Allah (c.c.)
huzurunda hesap vermeyi bilmeden Rabb'ına
karşı nankörlük yapmaktadır. Allah'ın
verdiği kuvvetleri zulm, savaş ve kan dökmek
için kullanmaktadır. Mal sevgisi gözünü o
kadar kör etmiştir ki, bütün gayri meşru ve
çirkin yolları bile ne pahasına olursa olsun
elde etmek ister. Onun bu hali, Rabb'inin
verdiği kuvvetleri yanlış yerlere
kullanmakta ve Rabb'ine karşı nankörlük
etmekte olduğuna kendi kendine şahitlik
etmektedir. Kalbinde gizli olup bu dünyada
böyle hareket etmeye onu teşvik eden
niyetleri, maksatları ve gizli iradelerinin,
kabirden kalktığı zaman açığa vurulacağını
bilseydi kesinlikle bu tavrı takınmayacaktı.
O an insanların Rabb'inin, kimin iyi
olduğunu, kimin kime nasıl davrandığını en
iyi bilen olduğunu anlayacaklardır.
(Tefhimü'l-Kur'an, Mevdudi)
|