|
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın
adıyla.
1.
Yerküre kendine has sarsıntısıyla
sallandığı,
2.
Toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı,
3.
Ve insan "Ne oluyor buna!" dediği vakit,
4.
İşte o gün yer, üstünde olan biten her şeyi
anlatır,
5.
Çünkü Rabbin ona vahiy ile herşeyi
bildirmiştir.
6.
O gün insanlar amellerini görmeleri
(karşılığını almaları) için
bölük bölük
geri dönüp gelirler.
7.
Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu(n
karşılığını) görür.
8.
Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu(n
karşılığını)
görür.

Adı: 1. ayetteki "zilzal"
kelimesi sureye isim olmuştur, deprem
anlamına gelir
Nüzul zamanı: Bu surenin
Mekkî'mi Medenî mi olduğunda ihtilaf vardır.
İbn Mesud, Ata, Cabir ve Mücahid bu surenin
Mekkî olduğunu söyler. İbn Abbas'ın bir
kavli de bunu teyid etmektedir. Buna
karşılık Katade ve Mukatil bu surenin Medenî
olduğunu belirtmektedirler. İbn Abbas'ın
diğer bir kavlini de bunu teyid etmek için
nakletmişlerdir. Surenin Medenî olduğu
hakkında, onunla istidlal edilen bir
rivayeti İbn ebi Hatim, Ebu Said Hudrî'den
nakletmiştir. Ebu Said Hudrî, "fe men ya'mel
mıskale zerretin hayran yerah, fe men ya mel
miskale zerretin şerren yerah" ayeti ile
ilgili olarak Rasulullah'a şöyle demiştir: "Ya
Rasulallah! Kendi amellerimi görecek miyim?
Rasulullah şöyle buyurmuştur: 'Evet'. Ben
şöyle dedim: 'Küçük küçük günahları?'
Rasulullah: 'Evet' dedi. Bunun üzerine ben
"vay halime" dedim. "Ben mahvoldum".
Rasulullah şöyle buyurdu: "Memnun ol ey Ebu
Said! Çünkü yaptığın her salih amele on
sevap verilecektir." Bu hadis surenin Medenî
olduğuna delil olarak ileri sürülmektedir.
Çünkü Ebu Said Hudri ensardandı ve Uhud
gazvesinden sonra bûluğa ermişti. Eğer bu
sure Ebu Said Hudrî mevcutken nazil olmuşsa,
onun açıkladığı gibi Medenî olmalıdır. Ancak
sahabe ve tabiin, bu surenin nüzul zamanı
hakkında bir uslûb beyan etmişlerdir. Bunun
açıklamasını Dehr suresi girişinde
belirtmiştik. Buna göre, bir sahabi, bu ayet
filan mevkide nazil olmuştur dediğinde, bu
surenin ancak o zaman nazil olduğunun kesin
ispatı sayılamaz.
Mümkündür ki, Ebu Said Hudrî şuurlandığı
zaman Rasulullah'ın mübarek ağzından ilk
defa bu sureyi duyunca, surenin son
kısmından korktu ve Rasulullah'a yukarıdaki
soruları sordu. Bu olay sahabe ve tabiinden
nakledilirken, bu ayetin, Rasulullah'a Ebu
Said Hudrî tarafından soru sorulduğu zaman
nazil olduğu da belirtilir. Eğer ortada bu
rivayet olmasaydı, sureyi okuyan insan bunun
Mekkî olduğunu anlardı. Surenin üslubundan
sadece Mekkî olduğunu değil, üstelik Mekke
döneminin başlangıcına ait olduğu da
anlaşılır. O dönemde, kısa kısa ve gayet
etkili üslûb ile İslâm'ın temel akidesi
anlatılmaktaydı.
Konu: Bunun konusu, ölümden sonra
diriliş ve kişinin dünyada yaptığı işlerin
yazılı olduğu amel defterinin kendisine
gösterilmesidir. İlk önceki üç ayette kısa
cümlelerle, ölümden sonra dirilişin nasıl
olacağı ve bu olayın insan için ne kadar
şaşırtıcı bir şey olacağı anlatılmıştır.
Sonraki cümlelerde bildirilmiştir ki,
insanın hiç aldırmadan üzerinde her türlü
ameli işlediği yeryüzü ve aklına bile
getirmediği şekilde, bu cansız şeyler bir
zaman gelecek onun yaptıklarına şehadet
edeceklerdir. O gün Allah'ın emriyle
konuşacaklar ve her insanın ne zaman,
nerede, ne amel işlediği açıklanacaktır.
Ondan sonra şöyle buyurulmuştur: O gün
yeryüzünün her köşesinden insanlar grup grup
kabirlerinden çıkıp gelecekler ve onlara
yaptıkları gösterilecektir. Bu amellerin
açıklanması o kadar mükemmel ve ayrıntılı
olacaktır ki, zerre kadar yaptığı iyilik ve
kötülük bile önünde açıkça duracaktır.
(Tefhimü'l-Kur'an, Mevdudi)
|