|
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
1.
Gökyüzüne ve târıka (sabah yıldızına) yemin
olsun.
2.
Târıkın ne olduğunu bilir misin sen?
3.
(O, karanlığı) delen yıldızdır.
4.
Hiç kimse yoktur ki üzerinde bir koruyucu,
bir denetleyici bulunmasın.
5.
İnsan neden yaratıldığına bir baksın!
6.
Atılan bir sudan yaratıldı.
7.
(O su) sırt ile göğüs kafesi arasından
çıkar.
8.
İşte Allah (başlangıçta bu şekilde
yarattığı) insanı tekrar yaratmaya da
kadirdir.
9.
Gizlenenlerin ortaya döküldüğü gün
10.
O gün insan için ne bir güç ne de bir
yardımcı vardır.
11.
Dönüş sahibi olan (yağmur yağdıran) göğe,
yemin ederim ki,
12.
(Nebat ile) yarılan yere ,
13.
Şüphesiz Kur'an, (hak ile bâtılı) ayıran bir
sözdür.
14.
O, asla bir şaka değildir.
15.
Onlar bir tuzak kurarlar,
16.
Ben de bir tuzak kurarım.
17.
Onun için Kâfirlere mühlet ver, onları biraz
kendi hallerine bırak (pek yakında
desteğimiz sana gelecek).

Adı:
Adını,
1.
âyette geçen "târık" kelimesinden alır.
Târık, geceleyin gelen, şiddetlice vuran,
kapı çalan demektir. Sûrede geçen târık ise
gece fazla ışık saçan yıldıza denir ki, bu,
sabah yıldızıdır. Mecâzî olarak da ünlü
kişiye denir. Bir edebî sanat olarak
cahiliye devri geceye, o devirde gelen Hz.
Peygamber de geceyi aydınlatan ve sabahı
müjdeleyen sabah yıldızına benzetilmiş
olabilir.
Nüzul zamanı: Bu surenin
uslûbu, Mekke'nin ilk dönemlerinde nazil
olan surelere benzemektedir. O dönemde
Mekkeli müşrikler, Allah Rasulü'nün (s.a)
tebliğ ettiği mesajın yayılmasını
engelleyebilmek için her türlü yola
başvuruyorlardı.
Konu: Bu surede iki konu
işlenmiştir. Birincisi insanın ölümden sonra
Allah'ın huzurunda bulunacağı, ikincisi
Kur'an'ın kesin bir söz olduğu ve kâfirlerin
hilelerinin onu engelleyemeyeceği.
İlk önce gökyüzündeki yıldızlara yemin
edilmektedir. Çünkü kainatta bulunan hiç
birşey O'nun izni olmaksızın varlığını devam
ettiremez. Daha sonra insan, kendi
yaratılışını düşünmeye davet ediliyor. Çünkü
o bir su damlacağından meydana gelmiştir.
İşte bu nedenden dolayı deniliyor ki: Onu
bir su damlacığından yaratan Allah, onu
tekrar diriltmeye de kâdirdir! İnsanın
tekrardan yaratılışı ile birlikte, tüm
sırlar ortaya çıkacak ve ona dünyada
yaptıklarından hesap sorulacaktır. O gün hiç
kimse insanoğluna yardım edemeyeceği gibi,
onun için kaçış ta mümkün olmayacaktır.
Sure şu şekilde sona eriyor: Gökten yağmur
yağdırmak ve yeryüzünde ağaçlar, bitkiler
meydana getirmek nasıl bir eğlence olmayıp,
ciddi bir iş ise, Kur'an'da zikredilen
hiçbir şey de oyun ve eğlence değildir.
Bilâkis O kesin bir sözdür. Şayet kâfirler
Kur'an'ın davetini başarısızlığa
uğratacaklarını sanmak gibi yanlış bir
düşünceye saplanıyorlarsa bilsinler ki,
onların bu konuda alacakları tüm tedbirler
ve başvuracakları tüm hileler, Allah'ın
karşısında hiçbir işe yaramayacaklardır.
Çünkü Allah'ın tuzağı, kâfirlerin
kuracakları tuzaklardan daha sağlamdır. Daha
sonra da Rasulullah'a, müsterih olması
söylenerek moral verilmekte ve dolaylı
olarak kâfirler tehdit edilmektedir;
"Kâfirler ne yapabilecekler ise, bırak
yapsınlar. Sonunda Kur'an'ın onlara galebe
çaldığını göreceksin."
(Tefhimü'l-Kur'an, Mevdudi)
|