|
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla...
1.
Saf saf dizilenlere,
2.
O haykırıp sürenlere,
3.
Ve o zikir okuyanlara,
4.
Yemin olsun ki, ilâhınız birdir.
Burada “saf saf dizilenler, toplayıp
sürenler ve zikri okuyanlar”ın melekler
olduğu söylenmiştir. Ayrıca bunların gök
cisimleri, ruhlar, kudsi cevherler, Kur’an
ayetleri, alimler ve gaziler olduğunu
söyleyenler de vardır.
5.
O, hem göklerin, yerin ve ikisi
arasındakilerin Rabbi, hem de doğuların
Rabbidir.
Yıl boyunca güneş farklı yerlerden
doğduğu için “doğular” denilmiştir.
6.
Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla
süsledik.
7.
Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her
şeytandan koruduk.
8.
Onlar, artık mele-i a'lâ'ya (yüce topluluğa)
kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar.
9.
Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir
azap vardır.
10.
Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz
kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak
ışık takip eder.
11.
Şimdi sor onlara! Yaratma bakımından onlar
mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız
(insanlar) mı? Şüphesiz biz kendilerini
yapışkan bir çamurdan yarattık.
12.
Hayır, sen şaşıyorsun. Halbuki onlar alay
ediyorlar.
13.
Kendilerine öğüt verildiği vakit öğüt
almazlar.
14.
Bir mucize görseler alay ederler.
15.
Bu ancak açık bir büyüdür, derler.
Bu sözü ayın ikiye ayrılması mucizesi
gerçekleştiği zaman söylemişlerdi.
16.
"Gerçekten biz öldüğümüz, toprak ve kemik
olduğumuz zaman mı, diriltileceğiz?"
17.
"İlk atalarımızda mı (diriltilecek)?"
18.
De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak
(diriltileceksiniz).
19.
O (diriltme) korkunç. bir sesten ibaret
olacak, o anda hemen onların gözleri açılıp
etrafa bakacaklar.
Buradaki korkunç ses ikinci Sur’un
üfürülüşüdür.
20.
(Durumu gören kâfirler:) Eyvah bize! Bu ceza
günüdür, derler.
21.
İşte bu; yalanlamış olduğunuz hüküm günüdür.
22.
(Allah, meleklerine emreder:) ''Zalimleri,
onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve tapmış
olduklarını toplayın''.
23.
''Allah'tan başka . Onlara cehennemin yolunu
gösterin''.
24.
''Onları tutuklayın, çünkü onlar sorguya
çekilecekler!
25.
Size ne oldu ki birbirinize yardım
etmiyorsunuz?
26.
Evet, onlar o gün zilletle boyun
eğeceklerdir.
27.
(İşte bu duruma düştükleri vakit) onlardan
bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini
sorumlu tutmaya çalışırlar.
28.
(Uyanlar, uydukları adamlara:) Siz bize
sağdan gelirdiniz (sûreti haktan
görünürdünüz) derler.
29.
(Ötekiler de:) "Bilâkis, derler, siz inanan
kimseler değildiniz".
30.
"Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu.
Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz."
31.
"Onun için Rabbimizin hükmü bize hak oldu.
Biz (hak ettiğimiz cezayı) mutlaka
tadacağız."
32.
"Biz sizi azdırdık. Çünkü kendimiz de
azmıştık."
33.
Şüphesiz o gün onlar azapta ortaktırlar.
34.
İşte biz, suçlulara böyle yaparız.
35.
Çünkü onlara: Allah'tan başka tanrı yoktur,
denildiği zaman kibirle direnirlerdi.
36.
"Mecnun bir şair için biz tanrılarımızı
bırakacak mıyız?" derlerdi.
Kafirlerin “mecnun,şair” dedikleri zat,
Hz. Muhammed idi. Onu uyup putları bırakmak
kendilerine zor geldiği için böyle
diyorlardı.
37.
Hayır! O, gerçeği getirdi ve peygamberleri
de doğruladı.
38.
Kuşkusuz siz acı azabı tadacaksınız.
39.
Çekeceğiniz ceza yapmakta olduğunuzdan başka
bir şeyin cezası değildir.
40.
(Bu azaptan) Ancak Allah'ın hâlis kulları
istisnâ edilecek.
41.
Bunlar için bilinen bir rızık vardır.
42.
(Türlü türlü) meyveler vardır. Ve onlar
ağırlanırlar.
43.
Naîm cennetlerinde .
44.
Tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar.
45.
Onlara pınardan (doldurulmuş) kadehler
dolaştırılır.
46.
Berraktır, içenlere lezzet verir.
47.
O içkide ne sersemletme vardır ne de onunla
sarhoş olurlar.
48.
Yanlarında güzel bakışlarını yalnız onlara
tahsis etmiş, iri gözlü eşler vardır.
49.
Onlar, gün yüzü görmemiş yumurta gibi
bembeyazdır.
50.
İşte o zaman, birbirlerine dönerek
(dünyadaki hallerini) soracaklar.
51.
İçlerinden biri: "Benim, bir arkadaşım
vardı" der.
Rivayete göre bu zatın arkadaşı, öldükten
sonra dirilmeyi inkar eden birisiydi. Bazı
müfessirlere göre bu arkadaştan maksat
şeytandır. Bazılarına göre de, Sure-i
Kehf’de 32. Ayette geçen iki kişidir.
52.
Derdi ki: Sen de (dirilmeye) inananlardan
mısın?
53.
Biz ölüp kemik, sonra da toprak haline
geldiğimiz zaman (diriltilip) cezalanacak
mıyız?
54.
(O zât, dünyâda geçmiş olan hâdiseyi bu
şekilde anlattıktan sonra Allah Teâlâ orada
bulunanlara:) Siz işin gerçeğine vâkıf
mısınız? dedi.
55.
( İşte o zaman konuşan baktı, arkadaşını
cehennemin ortasında gördü.
56.
"Yemin ederim ki, sen az daha beni de helâk
edecektin.
57.
Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de
(cehenneme) getirilenlerden olurdum" dedi.
58.
Birinci ölümümüz hariç, bir daha biz
ölmeyecek miyiz?
59.
Yalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz
azâba da uğratılmayacağız ha?!"
60.
Şüphesiz bu, büyük kurtuluştur.
61.
Çalışanlar, böylesi bir kurtuluş için
çalışsınlar.
62.
Şimdi ziyafet olarak, cennet ehli için
anılan bu nimetler mi daha hayırlı, yoksa
zakkum ağacı mı?.
63.
Biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne
(imtihan) kıldık.
Dünyada kafirler bunu inkar ettiler.
Ateşin içinde ağaç olur mu? dediler.
Cehennemde biten ağaç sözü geçince: Ateş,
ağacı yakarken cehennemde nasıl ağaç olur?
diye alay etmişlerdi. Bu bakımdan bu söz
onlar için bir imtihan oldu. Bu sözden
kasdedilen manayı anlamadıklarından iyice
küfre düştüler. Allah’ın, isterse,
cehennemin yakmayacağı bir ağaç
yaratabileceğini düşünemediler.
64.
Zira o, cehennemin dibinde bitip yetişen bir
ağaçtır.
65.
Tomurcukları sanki şeytanların başları
gibidir.
66.
(Cehennemdekiler) ondan yerler ve
karınlarını ondan doldururlar.
67.
Sonra zakkum yemeğinin üzerine onlar için,
kaynar su karıştırılmış bir içki vardır.
68.
Sonra kesinlikle onların dönüşü, çılgın
ateşe olacaktır.
69.
Kuşkusuz onlar atalarını dalâlette buldular
.
70.
Şimdi de kendileri onların peşlerinden
koşturuyorlar.
71.
Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin
çoğu dalâlete düştü.
72.
Kuşkusuz, biz onlara uyarıcılar
göndermiştik.
73.
Uyarılanların âkıbetinin ne olduğuna bir
bak!
74.
Allah'ın ihlâslı kulları müstesna.
Bundan sonra gelen ayetlerde Hz. Nuh ile
kavminin kıssası anlatılır.
75.
Andolsun, Nuh bize yalvarıp yakardı. Biz de
duayı ne güzel kabul ederiz!
Hz. Nuh: Rabbim! Ben mağlup durumdayım,
bana yardım et! Diye dua etmiş, Allah da
duasını kabul buyurarak kavmini suda boğmak
suretiyle helak etmişti.
76.
Kendisini ve ailesini büyük felâketten
kurtardık.
77.
Biz yalnız Nuh'un soyunu kalıcı kıldık.
Hz.Nuh’un soyunun dışındakilerin hepsi
helak edilmiş ve Nuh tarafından sonra
yeryüzündeki insanların nesli Hz. Nuh’tan
gelmiştir.
78.
Sonradan gelenler içinde ona iyi bir nam
bıraktık
79.
Bütün âlemlerden Nuh'a selam olsun!
80.
İşte biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.
81.
Zira o, bizim inanmış kullarımızdan idi.
82.
Nihayet ötekileri (inanmayanları) suda
boğduk.
Bundan sonra Hz. İbrahim’in kıssasından
bir safha anlatılmış semavi dinler ile
gönderilen peygamberlerin hepsinin birbirini
tasvip ve tasdik ettiği vurgulanmıştır.
83.
Şüphesiz İbrahim de onun (Nuh'un)
milletinden idi.
Aralarında uzun asırlar geçmesine rağmen,
dini esaslarında Hz. İbrahim Nuh’a bağlı
idi.
84.
Çünkü Rabbine kalb-i selîm ile geldi.
85.
Hani o, babasına ve kavmine: Siz kime kulluk
ediyorsunuz? demişti.
86.
"Allah'tan başka bir takım uydurma ilâhlar
mı istiyorsunuz?"
87.
"O halde âlemlerin Rabbi hakkındaki
görüşünüz nedir?"
Hz. İbrahim’in kavmi, yıldızlara bakar,
onlarla kahinlik yaparlardı. Bir bayram günü
İbrahim’e kendileriyle beraber bayram yerine
gelmesini söylediler.
88.
Bunun üzerine İbrahim yıldızlara şöyle bir
baktı.
89.
Ben hastayım, dedi.
90.
Ona arkalarını dönüp gittiler.
91.
Yavaşça putlarının yanına vardı. (Oraya
konmuş yemekleri görünce:) Yemiyor musunuz?
92.
Neden konuşmuyorsunuz? dedi.
93.
Bunun üzerine, yanlarına gelip sağ eliyle
vurdu (kırıp geçirdi.)
94.
(Putperestler) koşarak İbrahim'e geldiler.
Neden putları kırdığını sordular.
95.
İbrahim: Yonttuğunuz şeylere mi ibadet
edersiniz!
96.
Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah
yarattı, dedi.
97.
Onun için bir bina yapın ve derhal onu ateşe
atın! dediler.
98.
Böylece ona bir tuzak kurmayı istediler.
Fakat biz onları alçaklardan kıldık.
99.
(Oradan kurtulan İbrahim:) "Ben Rabbime
gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek".
100.
O : "Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir
evlat ver", dedi.
Böylece Hz. İbrahim küfür diyarından
hicret ederek Şam’a gitti.
101.
İşte o zaman biz onu uslu bir oğul ile
müjdeledik.
102.
Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa
erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni
boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne
dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım!
Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni
sabredenlerden bulursun, dedi.
|