|
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla...
1.
Tâ. Sîn. Mîm. (bkz. 2/1)
2.
Bunlar, apaçık Kitab'ın âyetleridir.
3.
(Resûlüm!) Onlar iman etmiyorlar diye
neredeyse kendine kıyacaksın!
4.
Biz dilesek, onların üzerine gökten bir
mucize indiririz de, ona boyunları eğilip
kalır.
5.
Onlar son derece merhametli olan Allah'ın
kendilerine gönderdiği her yeni uyarıya
burun kıvırarak yüz çevirirler.
6.
Üstelik (ona) "yalandır" derler; fakat alay
edip durdukları şeylerin haberleri yakında
onlara gelecektir.
7.
Yeryüzüne bir bakmazlar mı! Orada her güzel
çiftten nice bitkiler yetiştirdik.
8.
Şüphesiz bunlarda (Allah'ın kudretine) bir
nişâne vardır; ama çoğu iman etmezler.
9.
Şüphe yok ki Rabbin, mutlak galip ve engin
merhamet sahibidir.
10.
Hani Rabbin Musa'ya: O zalimler güruhuna,
Firavun'un kavmine git. Hâla (başlarına
gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar? diye
seslenmişti.
11.
Hani Rabbin Musa'ya: O zalimler güruhuna,
Firavun'un kavmine git. Hâla (başlarına
gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar? diye
seslenmişti.
12.
Musa şöyle dedi: Rabbim! Doğrusu, beni
yalancılıkla suçlamalarından korkuyorum.
13.
(Bu durumda) içim daralır, dilim dönmez;
onun için Harun'a da elçilik ver.
14.
Onların bana isnad ettikleri bir suç da var.
Bundan ötürü beni öldürmelerinden
korkuyorum.
15.
Allah buyurdu: Hayır (seni asla
öldüremezler)! İkiniz mucizelerimizle gidin.
Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz, (her
şeyi) işitmekteyiz.
16.
Haydi Firavun'a gidip deyin ki: Gerçekten
biz, âlemlerin Rabbi'nin elçisiyiz;
17.
İsrailoğullarını bizimle beraber gönder.
18.
(Kendisine Allah'ın emri tebliğ edilince
Firavun) dedi ki: Biz seni çocukken
himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının
birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?
19.
Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen
nankörün birisin!
Burada Hz. Musa’nın bir Mısırlının
ölümüne sebep olduğuna işaret olunmaktadır.
Bilgi için bak. Kasas 28/15.
20.
Musa: Ben, dedi, o işi o anda sonunun ne
olacağını bilmeyerek yaptım
Tefsirlerde daha çok, Hz. Musa’nın
öldürme kasdı olmaksızın o adama vurduğu ve
bu işin, kasdı aşan müessir fiil neticesi
adam öldürme olduğu izahı ağır basmaktadır.
21.
Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım.
Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni
peygamberlerden kıldı.
22.
O nimet diye başıma kaktığın ise, (aslında)
İsrailoğullarını kendine kul köle etmendir.
Firavun’un, nimet diye Hz. Musa’nın
başına kaktığı ve onu nankör olarak
nitelendirmesine yol açan şey, onu
bebekliğinde sahipsiz bulunca alıp beslemesi
ve barındırması, özellikle onu diğer erkek
çocukları gibi öldürmemesi idi. Hz. Musa, bu
sözleri inkarı bir üslupla, onun yaptığının
esasen bir nimet olmadığını ve kendisinin
İsrailoğullarını kul köle edinmesinden
ibaret bulunduğunu ifade etmektedir. Zira
Firavun’un Hz. Musa’yı sarayına almasına da
kendisinin İsrailoğullarına karşı davranışı
sebep olmuştu.
23.
Firavun şöyle dedi: Âlemlerin Rabbi dediğin
de nedir?
24.
Musa cevap verdi: Eğer işin gerçeğini
düşünüp anlayan kişiler olsanız, (itiraf
edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi
arasında bulunan her şeyin Rabbidir.
25.
(Firavun) etrafında bulunanlara: İşitiyor
musunuz? dedi.
26.
Musa dedi ki: O, sizin de Rabbiniz, daha
önceki atalarınızın da Rabbidir.
27.
Firavun: Size gönderilen bu elçiniz mutlaka
delidir, dedi.
28.
Musa devamla şunu söyledi: Şayet aklınızı
kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun,
batının ve ikisinin arasında bulunanların
Rabbidir.
29.
Firavun: Benden başkasını tanrı edinirsen,
andolsun ki seni zindanlıklardan ederim!
dedi.
30.
Musa: Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da
mı? dedi.
31.
Firavun: Doğru söyleyenlerden isen, haydi
getir onu! diye karşılık verdi.
32.
Bunun üzerine Musa asâsını atıverdi; bir de
ne görsünler, asâ apaçık koca bir yılan
(oluvermiş)!
33.
Elini de (koynundan) çıkardı; o da
seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir
şey oluvermiş)!
34.
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: Bu,
dedi, doğrusu çok bilgili bir sihirbaz!
35.
Sizi sihiriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor.
Şimdi ne buyurursunuz?
Hz.Musa’nın gönderdiği mucizeler,
Firavun’un kibir duygularını alt üst etmiş,
Firavun tanrılık davasını bir tarafa
bırakıp, etrafındaki ileri gelenlerden fikir
almaya mecbur kalmıştı.
36.
Dediler ki: Onu ve kardeşini eğle ve
şehirlere toplayıcı görevliler gönder;
37.
Ne kadar bilgisi derin sihirbaz varsa sana
getirsinler.
38.
Böylece sihirbazlar belli bir günün tayin
edilen vaktinde biraraya getirildi.
39.
Halka: Siz de toplanıyor musunuz (haydi
hemen toplanın), denildi.
40.
(Firavun'un adamları:) Eğer üstün
gelirlerse, herhalde sihirbazlara uyarız,
dediler.
41.
Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a: Şayet
biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret
vardır değil mi? dediler.
42.
Firavun cevap verdi: Evet, o takdirde hiç
şüphe etmeyin, gözde kimselerden de
olacaksınız.
43.
Musa onlara: Ne atacaksanız atın! dedi.
44.
Bunun üzerine iplerini ve değneklerini
attılar ve: Firavun'un kudreti hakkı için
elbette bizler galip geleceğiz, dediler.
45.
Sonra Musa asâsını attı; bir de ne
görsünler, onların uydurduklarını
yutuveriyor!
46.
(Bunu görünce) sihirbazlar derhal secdeye
kapandılar.
47.
"Alemlerin Rabbine, iman ettik" dediler.
48.
"Musa ve Harun'un Rabbine iman ettik" .
49.
Firavun, (kızgınlık içinde) dedi ki: Ben
size izin vermeden ona iman ettiniz ha!
Demek ki size sihiri öğreten büyüğünüzmüş o!
Ama şimdi (size yapacağımı görecek ve)
bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve
ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim,
hepinizi astıracağım!
50.
"Zararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz
şüphesiz Rabbimize döneceğiz."
51.
"Biz, ilk iman edenler olduğumuz için
Rabbimizin hatalarımızı bağışlayacağını
umarız."
52.
Musa'ya: Kullarımı geceleyin yola çıkar;
çünkü takip edileceksiniz, diye vahyettik.
53.
Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar
gönderdi:
54.
"Esasen bunlar, sayıları az, bölük pörçük
bir cemaattır."
55.
"(Böyle iken) kesinkes bizi
öfkelendirmişlerdir."
56.
"Biz ise, elbette uyanık (ve yekvücut) bir
cemaatız." (diyor ve dedirtiyordu).
57.
Ama (sonunda) biz onları (Firavun ve
kavmini), bahçelerden, pınarlardan,
çıkardık.
58.
Hazinelerden ve değerli bir yerlerden.
59.
Böylece, bunlara İsrailoğullarını mirasçı
yaptık.
60.
Derken (Firavun ve adamları) gün doğumunda
onların ardına düştüler.
61.
İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın
adamları: İşte yakalandık! dediler.
62.
Musa: Asla! dedi, Rabbim şüphesiz
benimledir, bana yol gösterecektir.
63.
Bunun üzerine Musa'ya: Asân ile denize vur!
diye vahyettik. (Vurunca deniz) derhal
yarıldı (on iki yol açıldı), her bölük koca
bir dağ gibi oldu.
64.
Ötekilerini de oraya yaklaştırdık.
Musa ve adamlarının ardından, düşmanlarda
bu denizde açılan yollara girdiler.
65.
Musa ve beraberinde bulunanların hepsini
kurtardık.
66.
Sonra ötekilerini suda boğduk.
67.
Şüphesiz bunda bir ibret vardır; ama çokları
iman etmiş değillerdir.
Gerek Mısır’da kalan Kıptilerin
artıkları, gerekse kurtulduktan sonra
buzağıya tapmaya kalkan ve “Yüz yüze Allah’ı
görmedikçe iman etmeyiz” demeye varan
İsrailoğulları, bu apaçık dersten ibret
almadılar, imana gelmediler.
68.
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve
engin merhamet sahibidir.
69.
(Resûlüm!) Onlara İbrahim'in haberini de
naklet.
70.
Hani o, babasına ve kavmine: Neye
tapıyorsunuz? demişti.
71.
"Putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya devam
edeceğiz" diye cevap verdiler.
“Putlara tapıyoruz ve bütün gün onlara
hizmet edip durmaktayız” manasına da
verilmektedir. Zira onların, gün boyunca
ibadet edip gece ibadet etmediklerine dair
bir rivayet bulunmaktadır.
72.
İbrahim: Peki, dedi, yalvardığınızda onlar
sizi işitiyorlar mı?
73.
Yahut size fayda ya da zarar verebiliyorlar
mı?
74.
Şöyle cevap verdiler: Hayır, ama biz
babalarımızı böyle yapar bulduk.
75.
İbrahim dedi ki: İyi ama, neye taptığınızı
(biraz olsun) düşündünüz mü?
76.
''İster siz , ister eski atalarınız''
77.
İyi bilin ki onlar benim düşmanımdır; ancak
âlemlerin Rabbi (benim dostumdur);
78.
Beni yaratan ve bana doğru yolu gösteren
O'dur.
79.
Beni yediren, içiren O'dur.
80.
Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur.
81.
Benim canımı alacak, sonra beni diriltecek
O'dur.
82.
Ve hesap günü hatalarımı bağışlayacağını
umduğum O'dur.
83.
Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler
arasına kat.
84.
Bana, sonra gelecekler içinde, iyilikle
anılmak nasip eyle!
Hz. İbrahim, bu duasıyla, kıyamete kadar
iyi bir namla anılmayı istemişti. Duası
makbul olmuş, bundan ötürü her ümmet ona
ayrı bir sevgi duymuş ve adını övgüyle anar
olmuştur. Müslümanlar da beş vakit namazda
salavat-ı şerife okurken onu da anarak bu
duaya katılmaktadırlar.
85.
Beni, Naîm cennetinin vârislerinden kıl.
86.
Babamı da bağışla (ona tevbe ve iman nasip
et). Çünkü o sapıklardandır.
87.
(İnsanların) dirilecekleri gün, beni mahcup
etme.
88.
O gün, ne mal fayda verir ne de evlât.
89.
Ancak Allah'a kalb-i selîm (temiz bir kalp)
ile gelenler (o günde fayda bulur).
Kalb-i selim, şüphelerden, şirkten
temizlenmiş, ihlasla iman etmiş kalp
demektir. Said b. Müseyyeb (r.a.) demiştir
ki: Kalb-i selim, manen sıhhatte olan
kalpdir ki bu da, müminin kalbidir. Kafir ve
münafığın kalbi ise manen hastadır.
90.
(O gün) cennet, takvâ sahiplerine
yaklaştırılır.
91.
Cehennem de azgınlara apaçık gösterilir.
92.
Onlara: Allah'tan gayrı taptıklarınız hani
nerede? denilir.
93.
Size yardım edebiliyorlar mı veya
kendilerine (olsun) yardımları dokunuyor mu?
.
94.
Onlar ve azgınlar oraya tepetaklak
(cehenneme) atılırlar.
95.
İblis bütün orduları da.
96.
Orada birbirleriyle çekişerek şöyle derler:
97.
Vallahi, biz gerçekten apaçık bir sapıklık
içindeymişiz.
98.
Çünkü biz sizi âlemlerin Rabbi ile eşit
tutuyorduk.
99.
Bizi ancak o günahkârlar saptırdı.
|