|
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla...
1.
Tâ. Hâ.
2.
Biz, Kur'an'ı sana, güçlük çekesin diye
değil;
3.
Ancak Allah'tan sakınanlara bir öğüt
olsun diye indirdik.
4.
(Kur'an) yeri ve yüce gökleri yaratan Allah
tarafından peyderpey indirilmiştir.
5.
Rahmân, Arş'a istivâ etmiştir.
Veya: Rahman, Arş’ı hükmü altına
almıştır. Bak. A’raf 7/54.
6.
Göklerde, yerde ve ikisi arasında bulunan
şeyler ile toprağın altında olanlar hep
O'nundur.
7.
Eğer sen, sözü açıktan söylersen, bilesin ki
O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.
8.
Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. En
güzel isimler O'na mahsustur.
9.
(Resûlüm!) Musa (olayının) haberi sana
ulaştı mı?
10.
Hani o, bir ateş görmüş ve ailesine:
Bekleyin! Eminim ki bir ateş gördüm. Belki
ondan size bir meş'ale getiririm veya ateşin
yanında bir rehber bulurum, demişti.
Hz. Musa ailesi ile birlikte Medyen’den,
annesinin bulunduğu Mısır’a gidiyordu.
Yolda, soğuk bir gecede bir çocukları
doğduğundan, ateşe ihtiyaçları vardı.
Aslında onun gördüğü bu ateş, kendisini
vahye hazırlamak için bir işaret idi.
11.
Oraya vardığında kendisine (tarafımızdan):
Ey Musa! diye seslenildi:
12.
Muhakkak ki ben, evet ben senin Rabbinim!
Hemen pabuçlarını çıkar! Çünkü sen kutsal
vâdi Tuvâ'dasın!
13.
Ben seni seçtim. Şimdi vahyedilene kulak
ver.
14.
Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah'ım.
Benden başka ilâh yoktur. Bana kulluk et;
beni anmak için namaz kıl.
15.
Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Herkes
peşine koştuğu şeyin karşılığını bulsun diye
neredeyse onu (kendimden) gizleyeceğim.
16.
Ona inanmayan ve nefsinin arzularına uyan
kimseler sakın seni ondan (kıyamete
inanmaktan) alıkoymasın; sonra mahvolursun!
17.
Şu sağ elindeki nedir, ey Musa?
18.
O, benim asamdır, dedi, ona dayanırım,
onunla davarlarıma yaprak silkelerim; benim
ona başkaca ihtiyaçlarım da vardır.
19.
Allah: Yere at onu, ey Musa! dedi.
20.
Onu hemen yere attı. Bir de ne görsün, hızla
sürünen bir yılan değil mi!
21.
Allah buyurdu: Al onu! Korkma! Biz onu şimdi
ilk haline sokacağız.
22.
Bir de elini koltuğunun altına sok ki, bir
başka mucize olmak üzere o, kusursuz ve
lekesiz beyazlıkta çıksın.
23.
Ta ki, sana, (böylece) en büyük
âyetlerimizden bazılarını gösterelim.
24.
Firavun'a git. Çünkü o iyice azdı.
25.
Musa: Rabbim! dedi, yüreğime genişlik ver.
26.
İşimi bana kolaylaştır.
27.
Dilimden (şu) bağı çöz.
28.
Ki sözümü anlasınlar.
29.
Bana ailemden bir de vezir (yardımcı) ver,
30.
Kardeşim Harun'u.
31.
Onun sayesinde arkamı kuvvetlendir.
32.
Ve onu işime ortak kıl.
33.
Böylece seni bol bol tesbih edelim.
34.
Ve çok çok analım seni.
35.
Şüphesiz sen bizi görmektesin.
36.
Allah: Ey Musa! dedi, istediğin sana
verildi.
37.
Andolsun biz sana bir defa daha lütufta
bulunmuştuk.
38.
Bir zaman, vahyedilecek şeyi annene (şöyle)
vahyetmiştik:
39.
Musa'yı sandığa koy; sonra onu denize (Nil'e)
bırak; deniz onu kıyıya atsın da, benim
düşmanım ve onun düşmanı olan biri onu
alsın. (Ey Musa! Sevilmen) ve benim
nezaretimde yetiştirilmen için sana
kendimden sevgi verdim.
Musa(a.s.)’ın annesi, Firavun’un, diğer
erkek çocuklar gibi kendi oğlunu da
öldürmesinden endişe ediyordu. Bu yüzden,
yukarıdaki ayette belirtilen ilahi işarete
uyarak oğlunu denize veya Nil nehrine
bıraktı. Karısı Asiye ile bahçesinde gezinen
Firavun, suda gördüğü sandığı çıkarttırıp
içindeki çocuğu görünce şaşırdı; ayette
belirtildiği gibi, Allah’ın Musa’ya bir
lütfu olarak, çocuğa karşı garip bir sevgi
hissi duydu. Hz.Musa’nın ablası, kardeşine
ne olduğunu araştırıp soruştururken, ona bir
süt annesi arandığını öğrendi. Bunu fırsat
bilerek Firavun’un sarayına gitti:
40.
Hani, kız kardeşin gidip "Ona bakacak birini
size bulayım mı?" diyordu. Böylece seni,
gözü gönlü mutluluk dolsun ve üzülmesin diye
annene geri verdik. Ve sen, birini öldürdün
de seni endişeden kurtardık. Seni iyiden
iyiye denemeden geçirdik. Bunun için
yıllarca Medyen halkı arasında kaldın. Sonra
takdire göre (bu makama) geldin ey Musa!
Ayetin son cümlesi tefsirlerde değişik
şekillerde açıklanmış olup başlıcaları
şunlardır: “Sonra kader uyarınca bu ülkeye
veya peygamberlik mertebesine ulaştın, ey
Musa!” “Sonra peygamberlik için tayin ve
takdir edilmiş olan bu güne kadar geldin, ey
Musa!”
41.
Seni, kendim için elçi seçtim.
42.
Sen ve kardeşin birlikte âyetlerimi götürün.
Beni anmayı ihmal etmeyin.
43.
Firavun'a gidin. Çünkü o, iyiden iyiye azdı.
44.
Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını
başına alır veya korkar.
45.
Dediler ki: Rabbimiz! Doğrusu biz, onun bize
aşırı derecede kötü davranmasından yahut
iyice azmasından endişe ediyoruz.
46.
Buyurdu ki: Korkmayın, çünkü ben sizinle
beraberim; işitir ve görürüm.
47.
Haydi, ona gidin de deyin ki: Biz, senin
Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını hemen
bizimle birlikte gönder; onlara eziyet etme!
Biz, senin Rabbinden bir âyet getirdik.
Kurtuluş, hidayete uyanlarındır.
Tefsircilerin çoğunluğuna göre ayetin son
cümlesi, bir dua ve dilek cümlesi olmayıp,
hidayete uyanların, Firavun’un eziyetinden
er geç kurtulacaklarını bildiren bir haber
cümlesidir. İşte bu söz ile Musa ve Harun,
Firavun’a bunu hatırlatmaktadırlar.
48.
Hakikaten bize vahyolundu ki:
(Peygamberleri) yalanlayan ve yüz
çevirenlere azap edilecektir.
49.
Firavun: Rabbiniz de kimmiş, ey Musa? dedi.
50.
O da: Bizim Rabbimiz, her şeye hılkatini
(varlık ve özelliğini) veren, sonra da doğru
yolu gösterendir, dedi.
51.
Firavun: Öyle ise, önceki milletlerin hali
ne olacak? dedi.
52.
Musa: Onlar hakkındaki bilgi, Rabbimin
yanında bir kitapta bulunur. Rabbim, ne
yanılır ne de unutur, dedi.
53.
O, yeri size beşik yapan ve onda size yollar
açan, gökten de su indirendir. Onunla biz
çeşitli bitkilerden çiftler çıkardık.
54.
Yeyiniz; hayvanlarınızı otlatınız. Şüphesiz
bunda akıl sahipleri için (Allah'ın
kudretine) işaretler vardır.
55.
Sizi ondan (topraktan) yarattık; yine sizi
oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi
ondan çıkaracağız.
56.
Andolsun biz ona (Firavun'a) bütün (bu)
delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı
ve diretti.
57.
Dedi ki: Bizi, yaptığın büyü ile yurdumuzdan
çıkarasın diye mi geldin, ey Musa?
58.
Öyle ise, muhakkak surette biz de sana,
aynen onun gibi bir büyü getireceğiz. Şimdi
sen, seninle bizim aramızda, ne senin, ne de
bizim muhalefet etmeyeceğimiz uygun bir
yerde buluşma zamanı ayarla.
59.
Musa: Buluşma zamanınız, bayram günü, kuşluk
vaktinde insanların toplanma zamanı olsun,
dedi.
60.
Bunun üzerine Firavun dönüp gitti. Hilesini
(sihirbazlarını) topladı; sonra geri geldi.
Firavun, usta büyücülerini toplamış, büyü
malzemeleri ile birlikte Musa’nın karşısına
çıkarmıştı. Hz. Musa da, kardeşi Harun ile
birlikte idi. Bayram şenliği için toplanan
halk, olacakları izlemek için
sabırsızlanıyordu.
61.
Musa onlara: Yazık size! dedi, Allah
hakkında yalan uydurmayın! Sonra O, bir azap
ile kökünüzü keser! İftira eden, muhakkak
perişan olur.
62.
Bunun üzerine onlar, durumlarını aralarında
tartıştılar; gizli gizli fısıldaştılar.
63.
Şöyle dediler: "Bu ikisi, muhakkak ki,
sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve
sizin örnek yolunuzu ortadan kaldırmak
isteyen iki sihirbazdırlar sadece."
64.
"Öyle ise hilenizi kurun; sonra sıra halinde
gelin! Muhakkak ki bugün, üstün gelen
kazanmıştır."
65.
Dediler ki: Ey Musa! Ya sen at veya önce
atan biz olalım.
66.
Hayır, siz atın, dedi. Bir de baktı ki,
büyüleri sayesinde ipleri ve sopaları,
kendisine gerçekten koşuyor gibi görünüyor.
67.
Musa, birden içinde bir korku duydu.
68.
"Korkma! dedik, üstün gelecek olan
kesinlikle sensin."
69.
"Sağ elindekini at da, onların yaptıklarını
yutsun. Yaptıkları, sadece bir büyücü
hilesidir. Büyücü ise, nereye varsa (ne
yapsa) iflah olmaz."
Hz.Musa, vahye uyarak elindeki asayı yere
atmış, bir mucize ifadesi olarak ejderha
halini alan asa, gerçekten, Firavun’un
sihirbazlarının büyülü iplerini ve
sopalarını yutuvermişti.
70.
Bunun üzerine sihirbazlar secdeye
kapandılar; "Harun'un ve Musa'nın Rabbine
iman ettik" dediler.
71.
(Firavun) Şöyle dedi : Ben size izin
vermeden önce ona inandınız öyle mi! Hakikat
şu ki o, size büyü öğreten ulunuzdur. Şimdi
elleriniz ile ayaklarınızı tereddüt etmeden
çaprazlama keseceğim ve sizi hurma dallarına
asacağım! Böylece, hangimizin azabının daha
şiddetli ve sürekli olduğunu iyice
anlayacaksınız.
Menfaate dayanan birlik ve
beraberliklerin ömrü de menfaate bağlıdır.
Menfaat bitince birlik dağılır, çıkarlar
çatışınca görünüşte mevcut dostluklar
düşmanlığa dönüşür. Sihirbazlar iman etmeyip
Firavun’u desteklemeye devam etselerdi
makbul kişiler olacak, nimetler içinde
yüzeceklerdi. Ancak iman gözlerini açınca
bakiyi (ebedi nimeti) faniye (geçici olana)
tercih ettiler.
72.
Dediler ki: "Seni, bize gelen açık açık
mucizelere ve bizi yaratana tercih edemeyiz.
Öyle ise yapacağını yap! Sen, ancak bu dünya
hayatında hükmünü geçirebilirsin."
73.
"Bize, hatalarımızı ve senin bize zorla
yaptırdığın büyüyü bağışlaması için
Rabbimize iman ettik. Allah, (mükâfatı) en
hayırlı ve (cezası) en sürekli olandır."
74.
Şurası muhakkak ki, kim Rabbine günahkâr
olarak varırsa, cehennem sırf onun içindir.
O ise orada ne ölür ne de yaşar!
75.
Kim de iyi davranışlarda bulunmuş bir mümin
olarak O'na varırsa, üstün dereceler işte
sırf bunlar içindir.
76 |