|
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla...
1.
Kâf. Hâ. Yâ. Ayn. Sâd.
(bkz.2/1)
2.
(Bu,) Rabbinin, Zekeriyya kuluna rahmetinin
anılmasıdır.
3.
Hani o, gizli bir sesle Rabbine niyaz
etmişti:
4.
Rabbim! dedi, benden (vücudumdan),
kemiklerim zayıfladı, saçım başım ağardı. Ve
ben, Rabbim, sana (ettiğim) dua sayesinde
hiç bedbaht olmadım.
5.
Doğrusu ben, arkamdan iş başına geçecek olan
yakınlarımdan endişe ediyorum. Karım da
kısırdır. Tarafından bana bir veli (oğul)
ver.
6.
Ki o bana vâris olsun; Ya'kub hanedanına da
vâris olsun. Rabbim, onu rızana lâyık kıl!
7.
(Allah şöyle buyurdu:) Ey Zekeriyya! Biz
sana bir oğul müjdeleriz ki, onun adı
Yahya'dır. Daha önce ona kimseyi adaş
yapmadık.
Ayetin son cümlesi “Daha önce hiç kimseyi
onun benzeri kılmadık” şeklinde de
anlaşılmıştır. Zira Hz. Yahya’nın kısır bir
anneden doğması eşsiz bir olay, yani
mucizedir.
8.
Zekeriyya: Rabbim! dedi, karım kısır olduğu,
ben de ihtiyarlığın son sınırına vardığım
halde, benim nasıl oğlum olabilir?
9.
Allah: Öyledir, dedi; Rabbin: O bana
kolaydır. Daha önce, sen hiçbir şey değilken
seni de yaratmıştım, buyurdu.
10.
O: Rabbim! dedi, (çocuğum olacağına dair)
bana bir işaret ver. Allah: Sana işaret,
sapasağlam olduğun halde üç gün insanlarla
konuşamamandır, buyurdu.
11.
Bunun üzerine Zekeriyya, mâbetten kavminin
karşısına çıkarak onlara: "Sabah akşam
tesbihte bulunun" diye işaret verdi.
“Mabet”ten şeklinde tercüme edilen
“mihrap” o zamanlarda ibadet edilen yer veya
Beyt-i Makdis içinde yüksek bir yerdeki
hücre manasına kullanılıyordu.
Allah Teala, yaşlı Zekeriyya ile
kısırlaşmış olan eşinden bir çocuk dünyaya
göndermekle kudretinin sınırsızlığını ortaya
koymuştur. Yukarıdaki ayetlerde buna işaret
buyurulduktan sonra şimdi, doğumu mucizeli
bir şekilde gerçekleşen Yahya (a.s.)a hitap
ediliyor:
12.
"Ey Yahya! Kitab'a (Tevrat'a) vargücünle
sarıl!" (dedik) ve henüz sabi iken ona (ilim
ve) hikmet verdik.
13.
Tarafımızdan ona kalp yumuşaklığı ve
temizlik de (verdik). O, çok sakınan bir
kimse idi.
14.
Ana-babasına çok iyi davranırdı; o, isyankâr
bir zorba değildi.
15.
Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak
kabirden kaldırılacağı gün ona selam olsun!
Yahya (a.s.)’ın mucizevi doğumundan sonra
Hz. Meryem’in yine mucize olarak Hz. İsa’ya
hamile kalması ve onu dünyaya getirmesi
olayına geçiliyor.
16.
(Resûlüm! ) Kitap'ta Meryem'i de an. Hani o,
ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere
çekilmişti.
Buradaki “doğu tarafı”, müfessirlerce
Mescid-i Aksa’nın, doğu yanı, yahut
Meryem’in evinin doğu tarafı şeklinde tefsir
edilmiş, bu sebeple hıristiyanların, kıble
olarak doğuya yöneldikleri ifade edilmiştir.
17.
Meryem, onlarla kendi arasına bir perde
çekmişti. Derken, biz ona ruhumuzu gönderdik
de o, kendisine tastamam bir insan şeklinde
göründü.
Müfessirlerin çoğunluğuna göre ayetteki
ruhtan maksat, Cebrail (a.s.)dir. Hz. Meryem
korkmasın ve sözünü anlasın diye Allah Teala,
Cebrail’i, bir insan kılığında göndermiştir.
Bak. Bakara 2/87.
18.
Meryem dedi ki: Senden, çok esirgeyici olan
Allah'a sığınırım! Eğer Allah'tan sakınan
bir kimse isen (bana dokunma).
19.
Melek: Ben, yalnızca, sana tertemiz bir
erkek çocuk bağışlamam için Rabbinin bir
elçisiyim, dedi.
20.
Meryem: Bana bir insan eli değmediği,
iffetsiz de olmadığım halde benim nasıl
çocuğum olabilir? dedi.
21.
Melek: Öyledir, dedi; (zira) Rabbin buyurdu
ki: Bu bana kolaydır. Çünkü biz, onu
insanlara bir delil ve kendimizden bir
rahmet kılacağız. Bu, hüküm ve karara
bağlanmış (ezelde olup bitmiş) bir iş idi.
22.
Meryem ona hamile kaldı. Bunun üzerine
onunla (karnındaki çocukla) uzak bir yere
çekildi.
23.
Doğum sancısı onu bir hurma ağacına
(dayanmaya) sevketti. "Keşke, dedi, bundan
önce ölseydim de unutulup gitseydim!"
24.
Aşağısından (İsa yahut melek) ona şöyle
seslendi: "Tasalanma! Rabbin senin alt
yanında bir su arkı vücuda getirmiştir."
Ayete şu mana da verilmiştir: “Tasalanma!
Rabbin senin altındakini (yani İsa’yı)
şerefli bir lider olarak yaratmıştır.”
25.
"Hurma dalını kendine doğru silkele ki,
üzerine taze, olgun hurma dökülsün."
26.
"Ye, iç. Gözün aydın olsun! Eğer insanlardan
birini görürsen de ki: Ben, çok merhametli
olan Allah'a oruç adadım; artık bugün hiçbir
insanla konuşmayacağım."
Rivayete göre Meryem’in kavmi, yememek,
içmemek suretiyle oruç tuttukları gibi,
konuşmamak suretiyle de tutarlarmış. Yahut
oruçlu iken yeme-içmeden kaçındıkları gibi
konuşmaktan da kaçınırlarmış. Hz. Meryem de
bunu uygun olarak sükut orucu adamış
olmaktadır.
27.
Nihayet onu (kucağında) taşıyarak kavmine
getirdi. Dediler ki: Ey Meryem! Hakikaten
sen iğrenç bir şey yaptın!
28.
Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü
bir insan değildi; annen de iffetsiz
değildi.
Ayette anılan Harun, Hz. Musa’nın kardeşi
ve peygamber Harun değildir. Bu Harun’un
kimliğiyle ilgili görüşlerin doğruya en
yakın olanına göre o, Hz. Meryem’in hakiki
kardeşidir. Ana-babası gibi o da iffetli ve
salih bir kimse idi. Bu yüzden işin iç
yüzünü bilmeyenler, böyle birinin kızkardeşi
olan Meryem’e zina etmeyi asla
yakıştıramadıklarını belirtmek
istemişlerdir.
29.
Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. "Biz,
dediler, beşikteki bir sabî ile nasıl
konuşuruz?"
Allah’ın müstakbel elçisi olan çocuk,
O’nun verdiği konuşma kabiliyeti ile dile
geldi ve:
30.
Çocuk şöyle dedi: "Ben, Allah'ın kuluyum. O,
bana Kitab'ı verdi ve beni peygamber yaptı."
31.
"Nerede olursam olayım, O beni mübarek
kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve
zekâtı emretti."
32.
"Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir
zorba yapmadı."
33.
"Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak
kabirden kaldırılacağım gün esenlik
banadır."
34.
İşte, hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu
İsa -hak söz olarak- budur.
Müfessirler, bu ayete şu manayı da
vermişlerdir: “İşte Meryem oğlu İsa, (onun
hakkındaki bu beyan), hak sözdür ki, onlar
bunda şüpheye düşerler.” Metindeki manaya
göre İsa’nın hak söz olması, Allah’ın
“kün=ol” emrinin eseri olmasındandır.
35.
Allah'ın bir evlât edinmesi, olur şey
değildir. O, bundan münezzehtir. Bir işe
hükmettiği zaman, ona sadece "Ol!" der ve
hemen olur.
36.
(İsa şunu da söyledi:) Muhakkak ki Allah,
benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle
ise O'na kulluk ediniz. İşte doğru yol
budur.
37.
Sonra guruplar kendi aralarında ayrılığa
düştüler. Büyük güne şahit olunduğu zamanda
vay o kâfirlerin haline!
38.
Onlar, bizim huzurumuza çıkacakları gün
(başlarına gelecek olanları) ne iyi duyarlar
ve ne iyi görürler (bir görsen)! Fakat o
zalimler bugün açık bir sapıklık
içindedirler.
39.
(Resûlüm!) Sen onları pişmanlık ve üzüntü
günü hakkında uyar. Çünkü onlar bir gafletin
içine dalmış oldukları halde ve henüz iman
etmemişken (bakarsın) iş olup bitmiştir.
Yani, herkesin hesabı görülmüş; bu hesap
sonunda cennete gideceklerle cehennemi
boylayacak olanlar birbirinden ayrılmıştır.
40.
Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz
vâris oluruz (her şey gider, biz kalırız) ve
onlar ancak bize döndürülürler.
41.
Kitap'ta İbrahim'i an. Zira o, sıdkı bütün
bir peygamberdi.
42.
Bir zaman o babasına dedi ki: Babacığım!
Duymayan, görmeyen ve sana hiçbir fayda
sağlamayan bir şeye niçin taparsın?
43.
Babacığım! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim
bana geldi. Öyle ise bana uy ki, seni düz
yola çıkarayım.
44.
Babacığım! Şeytana kulluk etme! Çünkü
şeytan, çok merhametli olan Allah'a âsi
oldu.
45.
Babacığım! Allah tarafından sana azap
dokunup da şeytanın yakını olmandan
korkuyorum.
46.
(Babası:) Ey İbrahim! dedi, sen benim
tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer
vazgeçmezsen, andolsun seni taşlarım! Uzun
bir zaman benden uzak dur!
47.
İbrahim: Selâm sana (esen kal) dedi,
Rabbimden senin için mağfiret dileyeceğim.
Çünkü O bana karşı çok lütufkârdır.
48.
Sizden de, Allah'ın dışında taptığınız
şeylerden de uzaklaşıyor ve Rabbime
yalvarıyorum. Umulur ki (senin için) Rabbime
dua etmemle bedbaht (emeği boşa gitmiş)
olmam.
49.
Nihayet İbrahim onlardan ve Allah'tan başka
taptıkları şeylerden uzaklaşıp bir tarafa
çekildiği zaman biz ona İshak ve Yâ'kub'u
bağışladık ve her birini peygamber yaptık.
Hz. İbrahim’in, kavminden uzaklaşarak
hicret ettiği beldenin, Şam veya Filistin
olduğu rivayet edilir. Beyzavi’nin
naklettiğine göre, Hz. İbrahim Şam’a
müteveccihen yola çıktığında önce Harran’a
gitmiş, orada Sara ile evlenmiş ve bu
evlilikten Hz. İshak dünyaya gelmiştir. Hz.
Ya’kub ise, İshak’ın oğlu ve İbrahim’in
torunudur.
50.
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk;
kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip
ettik.
51.
(Resûlüm!) Kitap'ta Musa'yı da an. Gerçekten
o ihlâs sahibi idi ve hem resûl, hem de nebî
idi.
Yaygın anlayışa göre sadece eski
peygamberlerden birinin kitap ve şeriatını
devam ettiren peygamber “nebi”, kendisine
yeni bir kitap indirilmiş olan ve yeni bir
din tebliğ eden peygamber ise hem “nebi” hem
de “resul” dür. Hz. Musa’ya Tevrat inzal
buyurulduğundan, yukarıdaki ayette nebi ve
resul olarak anılmıştır.
52.
Ona Tûr'un sağ tarafından seslendik ve onu,
fısıldaşan kimse kadar (kendimize)
yaklaştırdık.
53.
Rahmetimizin bir sonucu olarak ona kardeşi
Harun'u bir peygamber olarak armağan ettik.
Hz. Musa, ailesi efradından Harun’un,
kendisine vekil ve yardımcı tayin edilmesi
için Allah’a niyazda bulunmuş, Allah Teala
da onun bu dileğini kabul etmişti.
54.
(Resûlüm!) Kitap'ta İsmail'i de an.
Gerçekten o, sözüne sâdıktı, resûl ve nebî
idi.
55.
Halkına namazı ve zekâtı emrederdi; Rabbi
nezdinde de hoşnutluk kazanmış bir kimse
idi.
56.
Kitapta İdris'i de an. Hakikaten o, pek
doğru bir insan, bir peygamberdi.
57.
Onu üstün bir makama yücelttik.
Müfessirlerin belirttiğine göre, Hz.
İdris’in asıl adı Uhnuh’tur; Hz. Nuh’un
üçüncü batından dedesidir. Kendisinden önce
insanlar hayvan postları giydikleri halde o,
elbise dikmeyi icad etmiş, ayrıca ilk defa
kalem kullanan, yıldızlar ve hesap ilmi
üzerinde düşünen insan olmuştur. Kendisine
30 sayfa vahiy inmiştir.
58.
İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimetler
verdiği peygamberlerden, Âdem'in soyundan,
Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızdan,
İbrahim ve İsrail (Ya'kub) 'in soyundan,
doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız
kimselerdendir. Onlara, çok merhametli olan
Allah'ın âyetleri okunduğunda ağlayarak
secdeye kapanırlardı.
59.
Nihayet onların peşinden öyle bir nesil
geldi ki, bunlar namazı bıraktılar;
nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden
ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler.
60.
Ancak tevbe edip, iman eden ve iyi
davranışta bulunan kimseler hariçtir.
Bunlar, cennete, girecekler. Ve hiç bir
haksığlağa uğratılmayacaklardır.
61.
O cennet, çok merhametli olan Allah'ın,
kullarına gıyaben vâdettiği Adn
cennetleridir. Şüphesiz O'nun vâdi yerini
bulacaktır.
Ayetin son cümlesi şöyle de
anlaşılmıştır: “Muhakkak ki Allah’ın iyi
kulları, O’nun vadettiği cennete
kavuşacaklardır.”
62.
Orada boş söz değil, hoş söz duyarlar. Ve
orada, sabah-akşam kendilerine ait rızıkları
vardır.
63.
Kullarımızdan, takvâ sahibi kimselere
verdiğimiz cennet işte budur.
Abdullah b. Abbas’ın bir rivayetine göre
Resulullah (s.a.) Cebrail’e: “Ey Cebrail,
bizi şimdi yaptığın ziyaretlerden daha fazla
ziyaret etmenden seni engelleyen bir şey mi
var?” diyerek Cebrail’in kendisini daha çok
ziyaret etmesini istemiş; bir başka rivayete
göre, inanmayanlar Hz. Peygamber’e bazı
konularda sorular sormuşlar; Hz. Peygamber,
kendilerine yakında bilgi vereceğini
söylemiş, fakat Cebrail beklediği zamanda
gelmediği için gerekli bilgiyi edinmekte
gecikmiş; bu fırsatı kaçırmayan müşrikler:
“Muhammed’in Rabbi kendisini unuttu” gibi
laflar edince o, buna çok üzülmüştü. Bunun
üzerine Cebrail’in sözünü nakleden şu ayet
indi:
64.
Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz.
Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan
her şey O'na aittir. Senin Rabbin unutkan
değildir.
65.
(O) göklerin, yerin ve ikisi arasındaki
şeylerin Rabbidir. Şu halde O'na kulluk et;
O'na kulluk etmek için sabırlı ve metânetli
ol. O'nun bir adaşı (benzeri) olduğunu
biliyor musun? (Asla benzeri yoktur).
Müşrik Araplar, Allah ismini sadece, en
büyük yaratıcı olan Cenab-ı Hak için
kullanırlar, O’nun dışında taptıkları
putlara, Allah demeyip “ilah” derlerdi.
66.
İnsan der ki: "Öldüğüm zaman sahi diri
olarak (kabrimden) çıkarılacak mıyım?"
67.
İnsan düşünmez mi ki, daha önce o hiçbir şey
olmadığı halde biz kendisini yaratmışızdır?
68.
Öyle ise, Rabbine andolsun ki, muhakkak
surette onları şeytanlarla birlikte mahşerde
toplayacağız; sonra onları diz üstü çökmüş
vaziyette cehennemin çevresinde hazır
bulunduracağız.
69.
Sonra her milletten, rahman olan Allah'a en
çok âsi olanlar hangileri ise çekip
ayıracağız.
Allah’a en çok asi olanların ayrılması,
müfessirler tarafından şöyle |