|
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla...
1.
Allah'ın emri gelmiştir. Artık onu istemekte
acele etmeyin. Allah, onların ortak
edindikleri (putlar, tanrılar vb.) den uzak ve yücedir.
2.
Allah kendi emriyle melekleri, kullarından
dilediği kimseye vahiy ile, "Benden başka
tanrı olmadığına dair (kullarımı) uyarın ve
benden sakının" diye gönderir.
3.
(Allah) gökleri ve yeri hak ile yarattı. O,
koştukları ortaklardan münezzehtir.
4.
O, insanı bir damla sudan yarattı. Fakat
bakarsın ki (insan) Rabbine apaçık bir hasım
oluvermiştir.
5.
Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizin için
ısıtıcı (şeyler) ve birçok faydalar vardır.
Onlardan bir kısmını da yersiniz.
6.
Sizin için onlardan ayrıca akşamleyin
getirirken, sabahleyin salıverirken bir
güzellik (bir zevk) vardır.
7.
Bu hayvanlar sizin ağırlıklarınızı, ancak
güçlüklere katlanarak varabileceğiniz bir
memlekete taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok
şefkatli, pek merhametlidir.
8.
Atları, katırları ve eşekleri binmeniz ve
(gözlere) zinet olsun diye (yarattı). Allah
şu anda bilemeyeceğiniz daha nice (nakil
vasıtaları) yaratır.
Nitekim, bu ayetlerden de anlaşılacağı
üzere eskiden insanlar, taşıma aracı olarak
yalnızca büyük ölçüde hayvan gücünden
yararlanmış oldukları halde, zamanla ve
özellikle son asırda nakil vasıtaları, gerek
çeşit, gerekse sürat bakımından akıllara
durgunluk veren bir gelişme göstermiştir.
İşte yukarıdaki ayetin “Allah, şu anda
bilemeyeceğiniz daha nice (nakil vasıtaları)
yaratır” mealindeki ifadesi ile bu gelişmeye
işaret etmektedir ve şüphesiz bu gelişme,
Allah’ın insanlara en büyük lütuflarından
biridir.
9.
Yolun doğrusu Allah'ındır. Yolun eğrisi de
vardır. Allah dileseydi hepinizi doğru yola
iletirdi.
10.
Gökten suyu indiren O'dur. Ondan hem size
içecek vardır, hem de hayvanlarınızı
otlatacağınız bitkiler.
11.
(Allah) su sayesinde sizin için ekinler,
zeytinler, hurmalar, üzümler ve diğer
meyvelerin hepsinden bitirir. İşte bunlarda
düşünen bir toplum için büyük bir ibret
vardır.
12.
O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin
hizmetinize verdi. Yıldızlar da Allah'ın
emri ile hareket ederler. Şüphesiz ki
bunlarda aklını kullananlar için pek çok
deliller vardır.
13.
Yeryüzünde sizin için rengârenk
yarattıklarında da öğüt alan bir toplum için
gerçek bir ibret vardır.
14.
İçinden taze et (balık) yemeniz ve
takacağınız bir süs (eşyası) çıkarmanız için
denizi emrinize veren O'dur. Gemilerin
denizde (suları) yara yara gittiklerini de
görüyorsun. (Bütün bunlar) onun lütfunu
aramanız ve nimetine şükretmeniz içindir.
15.
Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam
dağları, yolunuzu bulmanız için de ırmakları
ve yolları yarattı.
16.
Daha nice alâmetler (yarattı). Onlar,
yıldızlarla da yollarını doğrulturlar.
17.
O halde, yaratan (Allah), yaratmayan
(putlar) gibi olur mu? Hâla düşünmüyor
musunuz?
18.
Allah'ın nimetini saymaya kalksanız, onu
sayamazsınız. Hakikaten Allah çok
bağışlayan, pek esirgeyendir.
Surenin başından buraya kadar sıralanan
ayetlerin çoğu, insanı, etrafını çevreleyen
tabii varlık ve olaylar üzerinde düşünmeye,
araştırmaya ve esrarına vakıf olmaya
çağırmakta, böylece, bir yandan bu alemde
hizmetine sunulan bu varlık ve olaylar
hakkında daha çok bilgiler edinip bunların
sağlayacağı imkan ve nimetlerden en güzel
şekilde yararlanmaya teşvik etmektedir. Bu
insanın dünyevi terakkisi için gereklidir;
diğer yandan, kainattaki incelikleri,
harikaları mümkün olduğunca müşahede etmek
yoluyla, bu nizamın kurucusu olan Ulu
Allah’ın varlığını ve kudretinin
sonsuzluğunu sezmeye, böylece güçlü bir
imana sahip olmaya sevketmektedir. Bu da
insanın ahiret mutluluğu için gereklidir.
19.
Allah, gizlediğinizi de açıkladığınızı da
bilir.
20.
Allah'ı bırakıp da taptıkları (putlar),
hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar
kendileri yaratılmışlardır.
21.
Onlar diriler değil, ölülerdir. Ne zaman
diriltileceklerini de bilmezler.
22.
İlâhınız bir tek Tanrıdır. Fakat ahirete
inanmayanlar var ya, onların kalpleri
inkârcı, kendileri de böbürlenen
kimselerdir.
23.
Hiç şüphesiz Allah, onların gizleyeceklerini
de açıklayacaklarını da bilir. O, büyüklük
taslayanları asla sevmez.
24.
Onlara: Rabbiniz ne indirdi? denildiği
zaman, "Öncekilerin masallarını" derler.
25.
Kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak
taşımaları ve bilgisizce saptırmakta
oldukları kimselerin günahlarından da bir
kısmını yüklenmeleri için (öyle derler). Bak
ki yüklenecekleri şey ne kötüdür!
Zira sapanla saptıran ortaktırlar; birisi
öbürünü saptırmış, öbürü de onun
saptırmasına boyun eğmiştir. Öyleyse günahı
ikisi beraberce yükleneceklerdir.
“Saptırmanın bilgisizce olması” saptırılana
dönük bir keyfiyettir. Yani uydukları yolun
sapıklık olduğunu bilmeden sapmışlardır,
demektir. Bu da tek başına iyi niyetin
yetersizliğini, ihlasla beraber, doğrunun
tesbiti için gayret sarfetmenin gerekli
olduğunu gösterir.
26.
Onlardan öncekiler de (peygamberlere) hile
yapmışlardı. Sonunda Allah da onların
binalarını temellerinden söktü üstlerindeki
tavan da tepelerine çöktü. Bu azap onlara,
farkedemedikleri bir yerden gelmişti.
27.
Sonra kıyamet gününde (Allah), onları rezil
eder ve der ki: "Kendileri hakkında
(müminlere) düşman kesildiğiniz ortaklarım
nerede?" Kendilerine ilim verilmiş olanlar
derler ki: "Şüphesiz bugün rezillik ve
kötülük kâfirleredir."
28.
Kendilerine haksızlık ederlerken meleklerin
canlarını aldıkları kimseler: Biz hiçbir
kötülük yapmıyorduk, diyerek teslim olurlar.
(Melekler onlara şöyle der:) "Hayır, Allah,
sizin yaptıklarınızı elbette çok iyi
bilendir."
29.
"O halde, içinde ebedî kalacağınız
cehennemin kapılarından girin!
Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!"
Allah Teala, surenin başından buraya
kadar, kendisinin varlığı ve birliğine,
ibadete layık olduğuna dair bir çok delil
sıraladıktan sonra, inanmayanların
durumlarını ve neticede gidecekleri yerleri
ve bu yerlerin kötülüğünü belirtti. Buna
karşılık, bundan sonraki ayetlerde de iman
edenlerin durumları ve varacakları yerin
iyiliği ve güzelliği anlatılacaktır.
30.
(Kötülüklerden) sakınanlara: Rabbiniz ne
indirdi? denildiğinde, "Hayır (indirdi)"
derler. Bu dünyada güzel davrananlara, güzel
mükâfat vardır. Ahiret yurdu ise daha
hayırlıdır. Takvâ sahiplerinin yurdu
gerçekten güzeldir!
Bazı tefsirlerin nakline göre hac
mevsiminde Arap boyları Mekke’ye heyetler
göndererek Hz. Muhammed hakkında bilgi
toplarlardı. Bir heyet yetkilisi geldiği
zaman müşrikler ona mani olmak istemiş ve
dönmesini emretmişlerdi. Ayrıca, “Onunla
görüşmemen senin için daha hayırlı olur”
demişlerdi. O da “Eğer ben Muhammed hakkında
bilgi almadan kavmime dönersem çok kötü bir
temsilci olurum” demiş, Allah Resulü’nün
arkadaşlarına onun durumunu sormuştu. Onlar
da, “O bize hayır getirmiştir” diye karşılık
vermişlerdi. Ayet bu olaya değinmektedir.
31.
(O yurt,) girecekleri, zemininden ırmaklar
akan Adn cennetleridir. Onlar için orada
kendilerine diledikleri her şey vardır. İşte
Allah, takvâ sahiplerini böyle
mükâfatlandırır.
32.
(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun.
Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık
cennete girin" diyerek tertemiz olarak
canlarını aldıkları kimselerdir.
33.
(Kâfirler) kendilerine meleklerin
gelmesinden veya Rablerinin emrinin
gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?
Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı.
Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar
kendilerine zulmediyorlardı.
34.
Sonunda yaptıklarının cezası onlara ulaştı
ve alay etmekte oldukları şey onları
çepeçevre kuşatıverdi.
35.
Ortak koşanlar dediler ki: "Allah dileseydi
ne biz ne de babalarımız ondan başkasına
tapardık. Onun emri olmadan hiçbir şeyi de
haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de
böyle yapmışlardı. Peygamberlerin üzerine
açık seçik tebliğden başka bir şey düşer mi!
36.
Andolsun ki biz, "Allah'a kulluk edin ve
Tâğut'tan sakının" diye (emretmeleri için)
her ümmete bir peygamber gönderdik. Allah,
onlardan bir kısmını doğru yola iletti.
Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler.
Yeryüzünde gezin de görün, inkâr edenlerin
sonu nasıl olmuştur!
Tağut için Nisa suresi 60. ayete bak.
37.
(Resûlüm!) Sen, onların hidayete ermelerine
çok düşkünlük göstersen de bil ki Allah,
saptırdığı kimseyi (dilemezse) hidayete
erdirmez. Onların yardımcıları da yoktur.
38.
Onlar: "Allah ölen bir kimseyi diriltmez"
diye olanca güçleriyle Allah'a and içtiler.
Aksine, bu O'nun bizzat kendisine karşı
gerçek bir vâdidir. Fakat insanların çoğu
bilmez.
39.
Hakkında ihtilaf ettikleri şeyi onlara
açıklaması ve kâfir olanların da
kendilerinin yalancılar olduklarını
bilmeleri için (Allah onları diriltecek).
40.
Biz, bir şeyin olmasını istediğimiz zaman,
ona (söyleyecek) sözümüz sadece "Ol"
dememizdir. Hemen oluverir.
41.
Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret
edenlere gelince, onları dünyada güzel bir
şekilde yerleştireceğiz. Eğer bilirlerse
ahiretin mükâfatı elbette daha büyüktür.
42.
(Onlar) sadece Rablerine tevekkül ederek
sabredenlerdir.
Bu iki ayette bildirilenler, başta
Resulullah (s.a.) olmak üzere Kureyş’in
zulmü yüzünden hicret eden Müslümanlardır.
Gerçekten bu muhacir Müslümanlar, yurtlarını
terk etmenin verdiği geçici sıkıntılardan
kurtulduktan sonra, yüce Peygamberin
önderliğinde din ve dünya hayatı bakımından
düzenli, huzurlu ve kısa zamanda küfür
tarafını alt edecek kadar güçlü bir toplum
meydana getirmişlerdi.
43.
Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz
kişilerden başkasını peygamber olarak
göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere
sorun.
44.
Apaçık mucizeler ve kitaplarla
(gönderildiler). İnsanlara, kendilerine
indirileni açıklaman için ve düşünüp
anlasınlar diye sana da bu Kur'an'ı
indirdik.
45.
Kötülük tuzakları kuranlar, Allah'ın,
kendilerini yere geçirmeyeceğinden veya
kendilerine bilemeyecekleri bir yerden
azabın gelmeyeceğinden emin mi oldular?
46.
Yahut onlar dönüp dolaşırlarken Allah'ın
kendilerini yakalamayacağından emin mi
oldular? Onlar (Allah'ı) âciz bırakacak
değillerdir.
47.
Yoksa Allah'ın kendilerini yavaş yavaş
tüketerek cezalandırmayacağından (emin mi
oldular)? Kuşkusuz Rabbin çok şefkatli, pek
merhametlidir.
48.
Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi
görmediler mi? Onun gölgeleri, küçülerek ve
Allah'a secde ederek sağa sola döner.
Yani gölgesi bulunan eşyanın gölgeleri
bile sahiplerinin hükmünde değil, Allah’ın
emri altındadır. Sahibi ne kadar uğraşırsa
uğraşsın, gölge Allah Teala’nın emri ve
takdiri doğrultusunda ışığın geldiği noktaya
ters istikamette düşer ve onun değişmesini
takip eder. Aynı zamanda gölge ışığın bir
eseri de değildir. Ancak Allah’ın bir kanunu
gereğidir. Dolayısıyla eşyanın gölgelerinde
bile hüküm ve tasarruf Allah’ındır.
49.
Göklerde bulunanlar, yerdeki canlılar ve
bütün melekler, büyüklük taslamadan Allah'a
secde ederler.
50.
Onlar, üstlerindeki Rablerinden korkarlar ve
kendilerine ne emrolunursa onu yaparlar.
51.
Allah buyurdu ki: İki tanrı edinmeyin! O
ancak bir Tanrı'dır. O halde yalnız benden
korkun!
52.
Göklerde ve yerde ne varsa, O'nundur, din de
yalnız O'nundur. O halde Allah'tan
başkasından mı korkuyorsunuz?
53.
Nimet olarak size ulaşan ne varsa,
Allah'tandır. Sonra size bir zarar dokunduğu
zaman dayalnız O'na yalvarırsınız.
54.
Sonra da sizden o zararı giderdiğinde,
içinizden bir zümre, hemen Rablerine ortak
koşarlar!
55.
Kendilerine verdiklerimize karşılık
nankörlük etmeleri için (öyle yaparlar). O
halde bir süre daha faydalanın; fakat
yakında hakikati bileceksiniz!
56.
Bir de kendilerine rızık olarak
verdiklerimizden, mahiyetini bilmedikleri
şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah'a
andolsun ki, iftira etmekte olduğunuz
şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz!
İslam’dan önce bazı Araplar, ekinlerinden
ve hayvanlarından bir kısmını Allah ile
putları arasında bölüştürürler ve “Bu
Allah’ın payı, bu da tanrılarımızın payı”
derlerdi. Allah için ayırdıklarını
misafirlere ve fakirlere harcarlar,
tanrıları için ayırdıklarını da onların
huzurunda yapılacak ayin vb. şeylere
harcarlardı. Yukarıdaki ayette buna işaret
edilmektedir.
57.
Onlar, kızların Allah'a ait olduğunu iddia
ediyorlar. Hâşâ! Allah bundan münezzehtir.
Beğendikleri de (erkek çocuklar)
kendilerinin oluyor.
Huzaa ve Kinane kabileleri: “Melekler,
Allah’ın kızlarıdır” diyorlardı. Halbuki
kendileri kız çocuklarını diri diri toprağa
gömüyorlardı. Aşağıdaki ayetler onların kız
çocuklarına karşı takındıkları tavrı tasvir
etmektedir.
58.
Onlardan birine kız müjdelendiği zaman
öfkelenmiş olarak yüzü kapkara kesilir.
59.
Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden
dolayı kavminden gizlenir. Onu, aşağılık
duygusu içinde yanında mı tutsun, yoksa
toprağa mı gömsün! Bakın ki, verdikleri
hüküm ne kadar kötüdür!
60.
Kötü sıfat, ahirete inanmayanlar içindir. En
yüce sıfatlar ise Allah'a aittir. Çünkü O,
her şeyden üstün ve hikmet sahibidir.
61.
Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden
cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir
canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen
bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri
geldiği zaman onlar ne bir saat geri
kalabilirler ne de öne geçebilirler.
62.
Kendilerinin hoşlarına gitmeyen şeyleri
Allah'a isnat ediyorlar. En güzel sonucun
kendilerinin olduğunu anlatan dilleri de
yalanın örneğini veriyor. Hiç şüphesiz onlar
için sadece ateş vardır ve onlar, (ateşe)
terkolunacaklar.
63.
Allah'a andolsun, senden önceki ümmetlere de
(peygamberler) göndermişizdir. Fakat şeytan
onlara işlerini süslü gösterdi de (iman
etmediler). işte o, bugün onların velisidir.
Ve onlar için elem verici bir azap vardır.
64.
Biz bu Kitab'ı sana sırf hakkında ihtilafa
düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve
iman eden bir topluma da hidayet ve rahmet
olsun diye indirdik.
65.
Allah gökten bir su indirdi ve onunla
yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz
ki bunda dinleyen toplum için bir ibret
vardır.
66.
Kuşkusuz sizin için hayvanlarda da büyük bir
ibret vardır. Zira size, onların
karınlarındaki fışkı ile kan arasından
(gelen), içenlerin boğazından kolayca geçen
hâlis bir süt içiriyoruz.
67.
Hurma ve üzüm gibi meyvelerden hem içki hem
|