|
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla...
1. Elif. Lâm. Râ. Bunlar
Kitab'ın ve apaçık bir Kur'an'ın
âyetleridir.
2. İnkâr edenler zaman zaman,
keşke biz de müslüman olsaydık, diye arzu
ederler.
İnkar edenlerin zaman zaman bu arzuyu
taşımalarına rağmen yine de iman etmemiş
olmalarının sebebi, onların dünya
menfaatlerine düşkün olmaları, kötülük ve
inkarlarıyla şartlanmış bulunmalarıdır.
Ayetten, kafirlerin ahirette “Keşke dünyada
iken iman etmiş olsaydık!” diye
hayıflanacakları da anlaşılabilir.
3.
Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş
ümit onları oyalaya dursun. (Kötü sonucu)
yakında bilecekler!
4.
Helâk ettiğimiz hiçbir ülke yoktur ki
hakkında (bizce) bilinen bir yazgı olmasın.
5.
Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez, ve
onu geciktiremez.
6.
Dediler ki: "Ey kendisine Kur'an indirilen
(Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun!"
7.
"Eğer doğru söyleyenlerden idiysen, bize
melekleri getirmeliydin."
Eski Araplar şairin cinden ilham aldığına
inanırlardı. Resulullah, belağat ve fesahat
bakımından şiirden ve edebi nesirden daha
üstün bir kitap getirdiği için ona “mecnun
şair” dediler.
8.
Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O
zaman onlara mühlet verilmez.
9.
Kur an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette
onu yine biz koruyacağız.
Bu ayet açıkça göstermektedir ki, Kur’an-ı
Kerim Allah’ın koruması altındadır ve
kaybolmaksızın, en ufak bir tahrife
uğramaksızın kıyamete kadar aslını muhafaza
edecektir.
10.
Andolsun, senden önceki milletler arasında
da elçiler gönderdik.
11.
Onlara bir peygamber gelmeyedursun, hemen
onunla alay ederlerdi.
12.
İşte böylece biz onu, (inkârcılığı)
suçluların kalplerine sokarız.
13.
Öncekilerin başına gelenlerden ders almaları
gerekirken onlar hala buna (Kur'an'a)
inanmıyorlar.
14.
Onlara gökten bir kapı açsak da oradan
yukarı çıksalar,
15.
"Gözlerimiz boyandı, daha doğrusu bize büyü
yapılmıştır" derler.
16.
Andolsun, biz gökte birtakım burçlar
yarattık ve seyr edenler için onu süsledik.
Burç, aslında yüksek köşk demektir.
Gökyüzünde özel bir şekilde toplanmış olan
birtakım yıldızlar kümesine de bu manada
burç denilir. Bu kümelerin meşhurları oniki
tane olmakla beraber, ayet-i kerimede
“buruc” kelimesi, nekre ve çoğul olarak
zikredildiğine göre, gökyüzünde daha
keşfedilmemiş bir çok yıldız kümelerinin var
olduğuna işaret edilmektedir.
17.
Onları, taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan
koruduk.
18.
Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun
da peşine açık bir alev sütunu düşmüştür.
19.
Yeri uzatıp yaydık, orada sabit dağlar
yerleştirdik, yine orada miktarı ve ölçüsü
belirli olan şeyler bitirdik.
20.
Orada hem sizin için hem de rızıkları size
ait olmayanlar için (gerekli) geçim
vasıtaları yarattık.
21.
Her şeyin hazineleri yalnız bizim
yanımızdadır. Biz onu ancak belli bir
ölçüyle indiririz.
22.
Biz, rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik
ve gökten bir su indirdik de onunla su
ihtiyacınızı karşıladık. (Biz bunları
yapmasaydık) siz onu (yeterli) suyu
depolayamazdınız.
Ayette rüzgarın bir aşılayıcı olarak
gönderildiği ifade edilmektedir ki, bugün
ilim, yağmurun yağmasında rüzgarın büyük rol
oynadığını; aynı zamanda bitkiler üzerinden
eserken, onların erkek tohumlarını dişi
tohumlarının üzerine kondurmak suretiyle
onları aşıladığını isbat etmektedir. Bu
ayette ayrıca, gökten inen suların yer
katmanlarında stok edildiği ve buralardan
insanlığın ihtiyacı karşılandığı ifade
edilmektedir.
23.
Şüphesiz biz diriltir ve biz öldürürüz! Ve
her şeye biz vâris oluruz.
24.
Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de
biliriz, geri kalanları da biliriz.
25.
Şüphesiz Rabbin onları (kıyamette)
toplayacaktır. Çünkü O, hakîmdir, alîmdir.
26.
Andolsun biz insanı, (pişmiş) kuru bir
çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan
yarattık.
27.
Cinleri de daha önce zehirli ateşten
yaratmıştık.
28.
Hani Rabbin meleklere demişti ki: "Ben
kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara
balçıktan bir insan yaratacağım."
29.
"Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan
ütlediğim zaman, siz hemen onun için secdeye
kapanın!"
30.
Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler.
31.
Fakat İblis hariç! O, secde edenlerle
beraber olmaktan kaçındı.
32.
(Allah:) Ey İblis! Secde edenlerle beraber
olmayışının sebebi nedir? dedi.
33.
(İblis:) Ben kuru bir çamurdan, şekillenmiş
kara balçıktan yarattığın bir insana secde
edecek değilim, dedi.
34.
Allah şöyle buyurdu: Öyle ise oradan çık!
Artık kovuldun!
35.
Muhakkak ki kıyamet gününe kadar lânet senin
üzerine olacaktır!
36.
(İblis:) Rabbim! Öyle ise, (varlıkların)
tekrar dirileceği güne kadar bana mühlet
ver, dedi.
37.
Allah buyurdu ki: "Sen mühlet
verilenlerdensin"
38.
"Allah katında bilinen vaktin gününe
kadar..."
39.
(İblis) dedi ki: Rabbim! Beni azdırmana
karşılık ben de yeryüzünde onlara
(günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini
mutlaka azdıracağım!
40.
Ancak onlardan ihlâslı kulların müstesna.
41.
(Allah) şöyle buyurdu: "İşte bana varan
dosdoğru yol budur."
42.
"Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir
hakimiyetin yoktur. Ancak azgınlardan sana
uyanlar müstesna."
43.
Muhakkak cehennem, onların hepsine vâdolunan
yerdir.
44.
Cehennemin yedi kapısı vardır. Onlardan her
kapı için birer gurup ayrılmıştır.
Cehennemin yedi kapısından maksat bazı
tefsirlere göre yedi tabakadır. “Cüz’ün
maksum” da o kapılardan girerek yerlerini
alacak olan guruplardır. Bazı rivayetlere
göre bu tabakalardan ilki olan Haviye,
günahkar müminler için, ikincisi Sakar,
yahudiler için, dördüncüsü Cahim Sabie için,
beşincisi Leza ateşperestler için, altıncısı
Hutame putperestler için ve pek çok adlarla
anılan yedincisi münafıklar içindir.
45.
(Allah'ın azabından korkup rahmetine
sığınan) takvâ sahipleri, mutlaka
cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar.
46.
"Oraya emniyet ve selâmetle girin" (denilir,
onlara).
47.
Biz, onların gönüllerindeki kini söküp
attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı
karşıya oturan kardeşler olacaklar.
Allah Teala, dünyada birbirinden incinmiş
ve birbirine kin beslemiş olan müminlerin
kalplerinden o kini çıkaracak ve müminler,
kardeş olarak sohbet edeceklerdir.
48.
Onlara orada hiçbir yorgunluk gelmeyecek ve
onlar, oradan çıkarılmayacaklardır.
49.
(Resûlüm!) Kullarıma, benim, çok bağışlayıcı
ve pek esirgeyici olduğumu haber ver.
50.
Benim azabımın elem verici bir azap olduğunu
da bildir.
51.
Onlara İbrahim'in misafirlerinden
(meleklerden) de haber ver.
52.
Onun yanına girdikleri zaman, "selam"
dediler. (İbrahim:) Biz sizden çekiniyoruz,
dedi.
53.
Dediler ki: Korkma; biz sana bilgin bir oğul
müjdeliyoruz.
54.
(İbrahim:) Bana ihtiyarlık çökmesine rağmen
beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile
müjdeliyorsunuz? dedi.
55.
Sana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe
düşenlerden olma! dediler.
56.
(İbrahim:) dedi ki: Rabbinin rahmetinden,
sapıklardan başka kim ümit keser?
57.
"Ey elçiler! (Başka) ne işiniz var?" dedi.
Hz.İbrahim onların Allah tarafından
gönderilmiş melekler olduklarını anlayınca,
böyle bir melek cemaatinin sadece bir müjde
için gelmiş olmayacağını, daha başka mühim
vazifelerinin de olabileceğini tahmin ederek
bu soruyu sordu.
58.
Dediler ki: "Biz, suçlu bir topluma (onları
helâk etmeye) gönderildik."
59.
"Ancak Lût ailesi hariç. Onların hepsini
kurtaracağız."
60.
"(Fakat Lût'un) karısı müstesna; biz onun
geri kalanlardan olmasını takdir ettik."
61.
Melek olan elçiler Lût âilesine gelince,
62.
Lût onlara: "Hakikaten siz tanınmayan
kimselersiniz" dedi.
63.
Dediler ki: "Bilakis, biz sana, onların
şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve
helâkı) getirdik.
64.
Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru
söyleyenleriz.
65.
Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola
çıkar, sen de arkalarından yürü. Sizden hiç
kimse, sakın dönüp de ardına bakmasın,
istenen yere gidin."
66.
Ona (Lût'a) şu hükmümüzü vahyettik: "Sabaha
çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş
olacaktır."
67.
Şehir halkı, birbirlerini kutlayarak,
(meleklerin yanına) geldiIer.
Çünkü genç erkekler suretinde gelen
melekler onların eşcinsellikten doğan kötü
arzularını uyandırmıştı.
68. (Lût) onlara "Bunlar benim
misafirimdir. Sakın beni utandırmayın;
69. Allah'tan korkun, beni
rezil etmeyin!" dedi.
70. "Biz seni, elâlemin işine
karışmaktan men etmemiş miydik?" dediler.
71. (Lût:) İşte kızlarım!
(Düşündüğünüzü) yapacaksanız (onlarla
evlenin), dedi.
72. (Resûlüm!) Hayatın hakkı
için onlar, sarhoşlukları içinde
bocalıyorlardı.
73. Güneş doğarken onları o
korkunç ses yakaladı.
74. Böylece ülkelerinin üstünü
altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan
pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Lüt kavmi, homoseksüellik gibi kötü bir
günahı işledikleri için Allah Teala, onlara
önce korkunç bir ses duyurmuş, sonra
memleketlerinin altını üstüne getirmiş, daha
sonra da üzerlerine taş yağdırmıştı ki, bir
milletin yok olup tarih sahnesinden
silinmesi için bundan daha şiddetli felaket
olamaz.
75.
İşte bunda ibret alanlar için işaretler
vardır.
76.
Onlar hâla gözler önünde duran bir yol
üzerindedirler.
77.
Hakikaten bunda iman edenler için bir ibret
vardır.
78.
Eyke halkı da gerçekten zalim idiler.
Ayette sözü edilen Eyke, sık ormanlık
demektir. Şuayb Peygamber ve kavminin
oturduğu ülke ormanlık olduğu için onlara
Eyke halkı denilmiştir.
79.
Biz onlardan da intikam aldık. İkisi de (Eyke
ve Medyen) açık bir yol üzerindedir.
80.
Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri
yalanlamıştı.
Hicr, Salih Peygamber’in kavminin
yaşadığı bölgenin adıdır. Burada yaşamış
olan halk Semud kavmi diye anılmıştır.
81.
Biz onlara mucizelerimizi vermiştik; fakat
onlardan yüz çevirmişlerdi.
82.
Onlar, dağlardan emniyet içinde kalacakları
evler oyarlardı
83.
Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç ses
yakaladı.
84.
Kazanmakta oldukları şeyler onlardan hiçbir
zararı savmadı.
85.
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri
ancak hak ile yarattık. O saat (kıyamet),
mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel
muamele et.
86.
Şüphesiz Rabbin hakkıyla yaratan pek iyi
bilendir.
87.
Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti
ve yüce Kur'an'ı verdik.
Resulullah’dan rivayet edilen bir hadise
göre bu yedi ayet, namazların her rek’atında
tekrar edilen Fatiha suresi’dir.
88.
Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz
dünya malına göz dikme, onlardan dolayı
üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol.
89.
De ki: Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.
90.
Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara
azabı indirmişizdir.
91.
Onlar, Kur'an'ı bölüp ayıranlardır.
Kur’an’ı bölüp ayıranlar, onun bir
kısmını kabul edip, bir kısmını da
reddedenlerdir. Veya Kur’an’a şiir, kehanet
ve masal diyenlerdir.
92.
Rabbin hakkı için, mutlaka onların hepsini
sorguya çekeceğiz.
93.
Yaptıklarından dolayı.
94.
Sana emrolunanı açıkça söyle ve ortak
koşanlardan yüz çevir!
Bu ayetlerde de görüldüğü gibi Kur’an-ı
Kerim’in bir kısmına inanıp, bir kısmına
inanmayanlardan Allah “müşrikler” diye söz
ediyor. Bakara suresi 85. Ayetinde Kur’an’ın
bi |