|
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla...
1. Elif. Lâm. Râ. Bunlar,
apaçık Kitab'ın âyetleridir.
2.
Anlayasınız diye biz onu Arapça bir Kur'an
olarak indirdik.
Bu, Kitabın
yalnızca Araplara indirildiği anlamına
gelmez. Anlatmak istediği sadece şudur; bir
kitap evrensel bir kılavuz olması durumunda
bile belli bir dilin kelimelerini kullanmak
durumundadır. Böyle olmalı ki, o dili
konuşan insanlar
kitabın öğretilerini anlayabilsinler ve
mesajı diğer insanlara iletebilsinler. Bir
harekete dair mesajın evrensel ölçüde
yaygınlaşmasının tek doğal biçimi budur.
3.
(Ey Muhammed!) Biz, sana bu Kur'an'ı
vahyetmekle geçmiş milletlerin haberlerini
sana en güzel bir şekilde anlatıyoruz.
Gerçek şu ki, sen bundan önce (bu haberleri)
elbette bilmeyenlerden idin.
4.
Bir zamanlar Yusuf, babasına (Ya'kub'a)
demişti ki: Babacığım! Ben (rüyamda) on bir
yıldızla güneşi ve ayı gördüm; onları bana
secde ederlerken gördüm.
5.
(Babası:) Yavrucuğum! dedi, rüyanı sakın
kardeşlerine anlatma; sonra sana bir tuzak
kurarlar! Çünkü şeytan insana apaçık bir
düşmandır.
6.
İşte böylece Rabbin seni seçecek, sana
(rüyada görülen) olayların yorumunu
öğretecek ve daha önce iki atan İbrahim ve
İshak'a nimetini tamamladığı gibi sana ve
Ya'kub soyuna da nimetini tamamlayacaktır.
Çünkü Rabbin çok iyi bilendir, hikmet
sahibidir.
7.
Andolsun ki Yusuf ve kardeşlerinde, (almak)
isteyenler için ibretler vardır.
8.
(Kardeşleri) dediler ki: Yusufla kardeşi (Bünyamin)
babamıza bizden daha sevgilidir. Halbuki biz
kalabalık bir cemaatiz. Şüphesiz ki babamız
apaçık bir yanlışlık içindedir.
Yusuf ile Bünyamin bir anadan, diğer
oğulları ise başkan bir anadan idiler.
9.
(Aralarında dediler ki:) Yusufu öldürün veya
onu (uzak) bir yere atın ki babanızın
teveccühü yalnız size kalsın! Ondan sonra da
(tevbe ederek) sâlih kimseler olursunuz!
Ayetin son kısmını “...Bundan sonra
işinizi yoluna koymuş, durumunuzu düzelmiş
olursunuz” şeklinde anlamak da mümkündür.
10.
Onlardan biri: Yusufu öldürmeyin, eğer
mutlaka yapacaksanız onu kuyunun dibine atın
da geçen kervanlardan biri onu alsın
(götürsün), dedi.
Bu teklifi yapan Yehuda isminde birisi
idi. Kardeşlerine bunu kabul ettirdi ve
babalarına geldiler.
11.
Dediler ki: "Ey babamız! Sana ne oluyor da
Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun! Oysa ki
biz onun iyiliğini istemekteyiz.
12.
Yarın onu bizimle beraber (kıra) gönder de
bol bol yesin (içsin), oynasın. Biz onu
mutlaka koruruz."
13.
(Babaları) dedi ki: Onu götürmeniz beni
mutlaka üzer. Siz ondan habersizken onu bir
kurdun yemesinden korkarım.
Hz.Peygamber’den nakledilen bir hadiste
belirtildiği gibi Ya’kub (a.s.): “Onu kurdun
yemesinden korkarım” şeklindeki bu sözü ile
farkında olmadan onlara, tasarladıkları
planı nasıl örtbas edecekleri konusunda bir
ipucu vermiştir. Gerçekten 17. Ayette de
görüleceği üzere onlar bu ipucundan
yararlanmışlardır.
14.
Dediler ki: Hakikaten biz (kuvvetli) bir
topluluk olduğumuz halde, eğer onu kurt
yerse, o zaman biz gerçekten âciz kimseler
sayılırız.
15.
Onu götürüp de kuyunun dibine atmaya
ittifakla karar verdikleri zaman, biz Yusufa:
Andolsun ki sen onların bu işlerini onlar
(işin) farkına varmadan, kendilerine haber
vereceksin, diye vahyettik.
Tefsircilerin birçoğu, ayette geçen “biz
Yusuf’a ... vahyettik” ifadesine dayanarak
Hz. Yusuf’a peygamberliğin daha o zaman
verildiğine kanidir. Cenab-ı Hakk’ın Hz.Yusuf’a
kuyuya atıldığı zamanki bu vadi daha sonra
gerçekleşmiş ve ilerideki ayetlerde
görüleceği üzere Hz. Yusuf bu tuzaktan
kurtulmuş, kardeşlerine de bütün
yaptıklarını bildiğini söylemiştir.
16.
Akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.
17.
Ey babamız! dediler, biz yarışmak üzere
uzaklaştık; Yusufu eşyamızın yanında
bırakmıştık. (Ne yazık ki) onu kurt yemiş!
Fakat biz doğru söyleyenler olsak da sen
bize inanmazsın.
18.
Gömleğinin üstünde sahte bir kan ile
geldiler. (Yakub) dedi ki: Bilakis
nefisleriniz size (kötü) bir işi güzel
gösterdi. Artık (bana düşen) hakkıyla
sabretmektir. Anlattığınız karşısında (bana)
yardım edecek olan, ancak Allah'tır.
Rivayet edildiğine göre kardeşleri,
Yusuf’un gömleğini kana bulayıp babalarına
getirdiklerinde, acı haberi alan Ya’kub
(a.s.), feryada başladı, onun gömleğini
istedi. Onu yüzüne sürüp ağladı ve dedi ki:
“Bugüne kadar böyle yumuşak huylu bir kurt
görmedim! Oğlumu yemiş de sırtındaki gömleği
yırtmamış!” Buna göre Hz. Ya’kub, onların
hilesini sezmişti. Fakat yapılacak bir şey
yoktu.
19.
Bir kervan geldi ve sucularını (kuyuya)
gönderdiler, o da (gidip) kovasını saldı, (Yusufu
görünce) "Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu
bir ticaret malı olarak sakladılar. Allah
onların yaptıklarını çok iyi bilir.
20.
(Kafile Mısır'a vardığında) onu değersiz bir
pahaya, sayılı birkaç dirheme sattılar.
Onlar zaten ona değer vermemişlerdi.
Ayetin son kısmını “...zaten onu hemen
elden çıkarmak istiyorlardı” şeklinde
çevirmek de mümkündür.
21.
Mısır'da onu satın alan adam, karısına dedi
ki: "Ona değer ver ve güzel bak! Umulur ki
bize faydası olur. Veya onu evlât ediniriz."
İşte böylece (Mısır da adaletle hükmetmesi)
ve kendisine (rüyadaki) olayların yorumunu
öğretmemiz için Yusufu o yere yerleştirdik.
Allah, emrini yerine getirmeye kadirdir.
Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.
Tefsirlerdeki rivayete göre Hz. Yusuf’u
himayesine alan bu zat Mısır’ın maliye
bakanı idi. O, Hz. Yusuf’un zeka ve
kabiliyetini sezmiş, bu yüzden ileride
kendisinden devlet işlerinde
yararlanabileceğini düşünmüştü. Ayrıca son
derece sevimli bir çocuk olan Hz.Yusuf’u
evlat edinebileceklerini söylemişti. Çünkü
çocukları yoktu.
22.
(Yusuf) erginlik çağına erişince, ona
(isabetle) hükmetme (yeteneği) ve ilim
verdik. İşte güzel davrananları biz böyle
mükâfatlandırırız.
23.
Evinde bulunduğu kadın, onun nefsinden murat
almak istedi, kapıları iyice kapattı ve
"Haydi gel!" dedi. O da" (Hâşâ), Allah'a
sığınırım! Zira kocanız benim
velinimetimdir, bana güzel davrandı. Gerçek
şu ki, zalimler iflah olmaz!" dedi.
Hz.Yusuf büyümüş, gelişmiş ve görkemli
bir genç olmuştu. Onun bu hali, yaşadığı
evin hanımında kendisine karşı farklı
duyguların belirmesine sebep olmuş ve kadın
Hz.Yusuf’a gayri meşru ilişki teklif
etmişti.
24.
Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer
Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da
kadına meyletmişti. İşte böylece biz,
kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için
(delilimizi gösterdik). Şüphesiz o ihlâslı
kullarımızdandı.
Tefsircilerin çoğuna göre Hz.Yusuf’un
kadına olan bu meyli cinsel bir meyil idi.
Fakat bazı tefsirciler peygamberlerin böyle
bir meyle kapılmaktan masun ve münezzeh
olduklarını belirterek ayetteki ilgili sözü
“O da kadını dövmeye niyet etmişti. Fakat
Allah’ın ikazı ile bundan vazgeçti” şeklinde
yorumlamışlardır. Her halükarda Hz. Yusuf’un
bu niyet ve meylinden vazgeçmişti.
25.
İkisi de kapıya doğru koştular. Kadın onun
gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında
onun kocasına rastladılar. Kadın dedi ki:
Senin ailene kötülük etmek isteyenin cezası,
zindana atılmaktan veya elem verici bir
işkenceden başka ne olabilir!
26.
Yusuf: "Asıl kendisi benim nefsimden murat
almak istedi" dedi. Kadının akrabasından
biri şöyle şahitlik etti: "Eğer gömleği
önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir,
bu ise yalancılardandır."
27.
"Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın
yalan söylemiştir. Bu ise doğru
söyleyenlerdendir."
28.
(Kocası, Yusuf'un gömleğinin) arkadan
yırtılmış olduğunu görünce, (kadına):
"Şüphesiz, dedi; bu, sizin tuzağınızdır.
Sizin tuzağınız gerçekten büyüktür."
29.
"Ey Yusuf! Sen bundan (olanları söylemekten)
vazgeç! (Ey kadın!) Sen de günahının affını
dile! Çünkü sen günahkârlardan oldun"
30.
Şehirdeki bazı kadınlar dediler ki: Azizin
karısı, delikanlısının nefsinden murat almak
istiyormuş; Yusufun sevdası onun kalbine
işlemiş! Biz onu gerçekten açık bir sapıklık
içinde görüyoruz.
31.
Kadın, onların dedikodusunu duyunca, onlara
dâvetçi gönderdi; onlar için dayanacak
yastıklar hazırladı. Herbirine bir bıçak
verdi. (Kadınlar meyveleri soyarken Yusufa):
"Çık karşılarına!" dedi. Kadınlar onu
görünce, onun büyüklüğünü anladılar.
(Şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve
dediler ki: Hâşâ Rabbimiz! Bu bir beşer
değil... Bu ancak üstün bir melektir!
“Dayanacak yastıklar” diye tercüme edilen
“müttekeen” kelimesi, “yemek meclisi”
şeklinde de anlaşılabilir. Çünkü onlar
müreffeh insanların adeti olduğu üzere
yerken, içerken, ve sohbet ederken
arkalarına dayanırlardı. Bundan ötürü
dayanarak yemek yeme yasaklanmıştır. Bu
konudaki Cabir hadisi şöyledir:”Allah Resulü
sol elimizle ve arkamıza dayanarak yememizi
yasakladı.”
32.
Kadın dedi ki: İşte hakkında beni
kınadığınız şahıs budur. Ben onun nefsinden
murat almak istedim. Fakat o, (bundan)
şiddetle sakındı. Andolsun, eğer o kendisine
emredeceğimi yapmazsa mutlaka zindana
atılacak ve elbette sürünenlerden olacaktır!
33.
(Yusuf:) Rabbim! Bana zindan, bunların
benden istediklerinden daha iyidir! Eğer
onların hilelerini benden çevirmezsen,
onlara meyleder ve cahillerden olurum! dedi.
34.
Rabbi onun duasını kabul etti ve onların
hilesini uzaklaştırdı. Çünkü O çok iyi
işiten, pek iyi bilendir.
35.
Sonunda (aziz ve arkadaşları) kesin
delilleri görmelerine rağmen (halkın
dedikodusunu kesmek için yine de) onu bir
zamana kadar mutlaka zindana atmaları
kendilerine uygun göründü.
36.
Onunla birlikte zindana iki delikanlı daha
girdi. Onlardan biri dedi ki: Ben (rüyada)
şarap sıktığımı gördüm. Diğeri de: Ben de
başımın üstünde kuşların yemekte olduğu bir
ekmek taşıdığımı gördüm. Bunun yorumunu bize
haber ver. Çünkü biz seni güzel
davrananlardan görüyoruz, dedi.
37.
(Yusuf) dedi ki: Size yedirilecek yemek
gelmeden önce onun yorumunu mutlaka size
haber vereceğim. Bu, Rabbimin bana
öğrettiklerindendir. Şüphesiz ben Allah'a
inanmayan bir kavmin dininden uzaklaştım.
Onlar ahireti inkâr edenlerin kendileridir.
Hz.Yusuf gençlerin bu durumundan istifade
ederek onlara tevhid dinini tebliğ etmek
istedi. Dolayısıyla onların rüyalarını
yorumlamadan önce, kendisinin hak din
üzerinde olduğunu, bilgilerinin Allah
tarafından öğretildiğini ve Mısırlıların
yanlış yolda olduklarını bildirerek onları
hazırladı ve hak dini onlara tebliğ etti.
İşte bu ve bundan sonraki üç ayet bununla
ilgilidir.
38.
Atalarım İbrahim, İshak ve Ya'kub'un dinine
uydum. Allah'a herhangi bir şeyi ortak
koşmamız bize yaraşmaz. Bu, Allah'ın bize ve
insanlara olan lütfundandır. Fakat
insanların çoğu şükretmezler.
39.
Ey zindan arkadaşlarım! Çeşitli tanrılar mı
daha iyi, yoksa gücüne karşı durulamaz olan
bir tek Allah mı?
40.
Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, sizin ve
atalarınızın taktığı birtakım isimlerden
başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında
herhangi bir delil indirmemiştir. Hüküm
sadece Allah'a aittir. O size kendisinden
başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir.
İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların
çoğu bilmezler.
41.
Ey zindan arkadaşlarım ! (Rüyalarınıza
gelince), biriniz (daha önce olduğu gibi)
efendisine şarap içirecek; diğeri ise
asılacak ve kuşlar onun başından (beynini)
yiyecekler. Yorumunu sorduğunuz iş (bu
şekilde) kesinleşmiştir.
42.
Onlardan, kurtulacağını bildiği kimseye dedi
ki: Beni efendinin yanında an, (umulur ki
beni çıkarır). Fakat şeytan ona, efendisine
anmayı unutturdu. Dolayısıyla (Yusuf),
birkaç sene daha zindanda kaldı.
Bazı tefsircilere göre Hz.Yusuf,
Allah’tan başkasından yardım istediği için
beş yıllık hapislikten sonra yedi yıl daha
hapisde kalmaya mahkum oldu. Böylece hapis
süresi on iki yıl oldu.
Burada akla şöyle bir soru gelebilir:
Çeşitli ayet ve hadislerle başkasından
yardım isteme meşru kabul edildiğine, hatta
yerine göre kafirden de yardım
istenebileceğine göre, Hz.Yusuf’un
Allah’tan başkasından da medet umması niçin
hoş karşılanmamıştır? Bunun cevabı şudur:
Allah, peygamberlerini yarattıkları üzerine
seçkin kıldığı gibi işlerin en iyisi, en
güzeli ve en evlasını da onlara
yakıştırmıştır. Peygamber için en evla olan,
darda kaldığı zaman Rabbinden başkasına
dayanmaması ve el açmamasıdır.
43.
Kral dedi ki: Ben (rüyada) yedi arık ineğin
yediği yedi semiz inek gördüm. Ayrıca, yedi
yeşil başak ve diğerlerini de kuru gördüm.
Ey ileri gelenler! Eğer rüya
yorumluyorsanız, benim rüyamı da bana
yorumlayınız.
44.
(Yorumcular) dediler ki: Bunlar karmakarışık
düşlerdir. Biz böyle düşlerin yorumunu
bilenlerden değiliz.
İslam alimleri rüya olayını üç sınıfa
ayırmışlardır: 1.Allah’tan olan ikaz ve
işaretler, 2.Nefisten kaynaklanan düş,
3.Şeytanın korkutma ve saptırmaları.
45.
(Zindandaki) iki kişiden kurtulmuş olan,
uzun bir zaman sonra (Yusufu) hatırlayarak
dedi ki: Ben size onun yorumunu haber
veririm, beni hemen (zindana) gönderin.
46.
(Yusufun yanına gelerek dedi ki:) Ey Yusuf,
ey doğru sözlü kişi! (Rüyada görülen) yedi
arık ineğin yediği yedi semiz inek ile yedi
yeşil başak ve diğerleri de kuru olan
(başaklar) hakkında bize yorum yap. Ümit
ederim ki, insanlara (isabetli yorumunla)
dönerim de belki onlar da doğruyu
öğrenirler.
47.
Yusuf dedi ki: Yedi sene âdetiniz üzere ekin
ekersiniz. Sonra da yiyeceklerinizden az bir
miktar hariç, biçtiklerinizi başağında (stok
edip) bırakınız.
48.
Sonra bunun ardından, saklayacaklarınızdan
az bir miktar (tohumluk) hariç, o yıllar
için biriktirdiklerinizi yeyip bitirecek
yedi kıtlık yılı gelecektir.
49.
Sonra bunun ardından da bir yıl gelecek ki,
o yılda insanlara (Allah tarafından) yardım
olunacak ve o yılda (meyvesuyu ve yağ)
sıkacaklar.
Yani, bol bol meyve ve sebzelere
kavuşacaklar, üzüm hurma, zeytin ve susam
gibi şeyleri sıkarak sularından istifade
edeceklerdir. Bu bolluk senesine dair rüyada
bir işaret yoktur. Hz. Yusuf bunu sadece bir
vahiy ve ilham ile onlara müjdelemiştir.
50.
(Adam bu yorumu getirince) kral dedi ki:
"Onu bana getirin!" Elçi, Yusufa geldiği
zaman, (Yusuf) dedi ki: "Efendine dön de
ona: Ellerini kesen o kadınların zoru neydi?
diye sor. Şüphesiz benim Rabbim onların
hilesini çok iyi bilir."
51.
(Kral kadınlara) dedi ki: Yusufun nefsinden
murat almak istediğiniz zaman durumunuz
neydi? Kadınlar, Hâşâ! Allah için, biz ondan
hiçbir kötülük görmedik, dediler. Azizin
karısı da dedi ki: "Şimdi gerçek ortaya
çıktı. Ben onun nefsinden murat almak
istemiştim. Şüphesiz ki o doğru
söyleyenlerdendir."
52.
(Yusuf dedi ki): Bu, azizin yokluğunda ona
hainlik etmediğimi ve Allah'ın hainlerin
hilesini başarıya ulaştırmayacağını
(herkesin) bilmesi içindir.
53.
(Bununla beraber) nefsimi temize
çıkarmıyorum. Çünkü nefis aşırı şekilde
kötülüğü emreder; Rabbim acıyıp korumuş
başka. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayan, pek
esirgeyendir.
54.
Kral dedi ki: Onu bana getirin, onu kendime
özel danışman edineyim. Onunla konuşunca:
Bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve
güvenilir birisin, dedi.
Kral gördüğü rüyanın yorumunu bir de Hz.Yusuf’tan
bizzat dinlemek istedi. O da rüyayı ve
yorumunu anlattı. Kral, nasıl tedbir almak
gerektiğini sorunca, Hz.Yusuf: “Bolluk
yıllarında çok ekin ekip ürünü stok etmek
gerekir. Böylece kıtlık yıllarında hem
kendinizin geçimini sağlarsınız hem de
ihracat yaparak hazineye bol döviz
kazandırırsınız” dedi. Kral: “Peki bu işi
kim yapacak?” diye sorunca, Hz.Yusuf:
|