Biz bu Kur'an'ı sana
vahyetmemizle, en güzel kıssaları
gerçek bir haber olarak sana
aktarıyoruz, oysa sen, daha önce,
bundan haberi olmayanlardandın. (YUSUF/3)
Eğer kendisiyle dağların
yürütüldüğü, yerin parçalandığı veya
ölülerin konuşturulduğu bir Kur'an
olsaydı (yine bu Kur'an olurdu).
Hayır, emrin tümü Allah'ındır. İman
edenler hâlâ anlamadılar mı ki, eğer
Allah dilemiş olsaydı, insanların
tümünü hidayete erdirmiş olurdu.
İnkâr edenler, Allah'ın va'di
gelinceye kadar, yaptıkları
dolayısıyla ya başlarına çetin bir
bela çatacak veya yurtlarının
yakınına inecek. Şüphesiz Allah,
verdiği sözden dönmez. (Veya miadını
şaşırmaz.) (RA'D/31)
İşte böylece biz onu (Kur'an'ı)
Arapça bir hüküm olarak indirdik.
Andolsun, sana gelen bu ilimden
sonra, onların heva (istek ve tutku)larına
uyacak olursan, senin için Allah'tan
ne bir yardımcı, dost, ne bir
koruyucu vardır. (RA'D/37)
Yanınızda
olan (Tevrat)ı, doğrulayıcı olarak
indirdiğime (Kur'an'a) iman edin;
onu inkâr edenlerin ilki siz olmayın
ve ayetlerimizi az bir değer
karşılığında değişmeyin. Ve yalnızca
benden korkun. (BAKARA/41)
Hiç
şüphesiz, Kur'an'ı
biz indirdik biz; onun koruyucuları
da gerçekten biziz. (HİCR/9)
Şüphesiz biz seni bir müjdeci ve
bir uyarıcı olarak, hak (Kur'an) ile
gönderdik.
Sen cehennemin halkından
sorumlu tutulmayacaksın. (BAKARA/119)
Öyleyse
Kur'an okuduğun zaman,
kovulmuş şeytandan Allah'a sığın. (NAHL/98)
De ki: "İman edenleri
sağlamlaştırmak, müslümanlara bir
müjde ve hidayet olmak üzere, onu (Kur'an'ı)
hak olarak Rabbinden Ruhu'l-Kudüs
(Cebrail)
indirmiştir." (NAHL/102)
Andolsun, biz bu
Kur'an'da
çeşitli açıklamalar yaptık, öğüt
alıp-düşünsünler diye.
Oysa bu,
onların daha uzaklaşmalarından
başkasını arttırmıyor. (İSRA/41)
Kur'an okuduğun zaman seninle
ahirete inanmayanlar arasında
görünmez bir perde kıldık. (İSRA/45)
Ve onların kalbleri üzerine, onu
kavrayıp anlamalarını engelleyen
kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık
koyduk. Sen Kur'an'da sadece Rabbini
"bir ve tek" (ilah olarak) andığın
zaman, 'nefretle kaçar vaziyette'
gerisin geriye giderler. (İSRA/46)
Kur'an'dan mü'minler için şifa ve
rahmet olan şeyleri indiriyoruz.
Oysa o, zalimlere kayıplardan
başkasını arttırmaz. (İSRA/82)
De ki: Eğer bütün insan ve cin
(toplulukları), bu Kur'an'ın
bir benzerini getirmek üzere
toplansa, -onların bir kısmı bir
kısmına destekçi olsa bile- onun bir
benzerini getiremezler. (İSRA/88)
Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve
o hak ile indi; seni de yalnızca bir müjde verici ve
uyarıp-sakındırıcı olarak gönderdik. (İSRA/105)
Onu bir
Kur'an olarak, insanlara
dura dura okuman için (bölüm bölüm)
ayırdık ve onu safha safha bir
indirme ile indirdik.
De ki: Siz ona ister
inanın, ister inanmayın; şu bir gerçek ki, bundan önce
kendilerine ilim verilen kimselere o (Kur'an)
okununca, derhal yüz üstü secdeye kapanırlar.(İSRA/106-107.)
Ağlayarak yüzüstü kapanırlar ve (Kur'an)
onların huşularını arttırır.(İSRA/109)
Andolsun, bu
Kur'an'da biz
insanlar için her türlü misali sayıp dökmüşüzdür.
Fakat tartışmaya en çok düşkün varlık insandır. (KEHF/54)
Ki onlar
(kafirler), Beni zikretme
(konusun)da gözleri bir perde
içindeydi.
(Kur'an'ı) dinlemeye
katlanamazlardı. (KEHF/101)
Biz bunu (Kur'an'ı) senin dilinle
kolaylaştırdık, takva sahiplerine müjde vermen ve
direnen bir kavmi uyarıp-sakındırman için. (MERYEM/97)
Gerçek şu ki kulluk eden bir
topluluk için bunda (Kur'an'da)
açık bir mesaj
(veya gerçek bir
çıkış yolu) vardır. (ENBİYA/106)
İşte biz Kur'an'ı apaçık ayetler olarak
indirdik; şüphesiz Allah, dilediğini hidayete
yöneltir.(HAC/16)
Bir de,
kendilerine ilim verilenler, onun (Kur'an'ın)
hakikaten Rabbin tarafından gelmiş
bir gerçek olduğunu bilsinler de ona
inansınlar, bu sayede kalpleri huzur
ve tatmine kavuşsun. Şüphesiz ki
Allah, iman edenleri, kesinlikle
dosdoğru bir yola yöneltir. (HAC/54)
İnkâr
edenler, kendilerine o saat ansızın
gelinceye, yahut da (kendileri için
hayır yönünden) kısır bir günün
azabı gelinceye kadar onun (Kur'an)
hakkında hep şüphe içindedirler. (HAC/55)
İnkâr edenler dediler ki: "Bu (Kur'an)
olsa olsa ancak onun uydurduğu bir
yalandır,
kendisi düzüp uydurmuş ve
ona bir başka topluluk da yardımda
bulunmuştur."
Böylelikle onlar, hiç
şüphesiz haksızlık ve iftira ile
geldiler. (FURKAN/4)
Ve hiç şüphesiz, o (Kur'an),
geçmişlerin kitaplarında da vardır. (ŞUARA/196)
Doğrusu, bu
Kur'an,
İsrailoğullarına hakkında ihtilafa
düştükleri şeylerin bir çoğunu
anlatıyor. (NEML/76)
Andolsun, biz bu
Kur'an'da insanlar için her
örneği gösterdik. Şüphesiz, sen
onlara bir ayetle geldiğin zaman, o
inkâr edenler, mutlaka: "Siz
ancak bâtıl şeyler ortaya
atmaktasınız"
derler. (RUM/58)
İnkâr edenler dedi ki: "Biz kesin
olarak, ne bu Kur'an'a
inanırız, ne ondan önceki (indirile)ne." Sen o
zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmış,
birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Zayıf
sayılanlar, büyüklük taslayanlara: Siz olmasaydınız,
elbette biz inanan insanlar olurduk, derler. (SEBE'/31)
De ki: "Eğer ben sapacak olsam,
artık kendi nefsim aleyhine sapmış
olurum; eğer hidayeti bulacak olsam,
bu da Rabbimin bana vahyettiği (Kur'an) sayesindedir.
Şüphesiz O, işitendir, yakın
olandır." (SEBE'/50)
Sen ancak, zikre (Kur'an'a) uyan
ve görmediği halde Rahman olan
(Allah) tan sakınan
kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesini,
bir bağışlanma ve üstün bir ecirle
müjdele. (YASİN/11)
Biz ona (Peygambere) şiir
öğretmedik; (bu,) ona yakışmaz da. O
(kendisine indirilen Kitap),
ancak bir öğüt ve apaçık bir
Kur'an'dır. (YASİN/69)
(Kur'an,) Diri olanları uyarmak ve
kâfirlerin üzerine cezanın hak olması
için (indirilmiştir) (YASİN/70)
Hayır!
Şüphesiz bunlar bir öğüttür. Dileyen
ondan (Kur'an'dan) öğüt alır.
O, değerli sahifelerdir. Tertemiz
kılınmış, yüce makamlara kaldırılmış
mukaddes sahifeler.
Kâtiplerin
ellerindedir. Değerli ve
güvenilir katiplerin. (ABESE/11-16)
De ki: "Bu (Kur'an),
büyük bir haberdir. (SAD/67)
Andolsun, biz bu
Kur'an'da, öğüt
alıp-düşünsünler diye, insanlar için her bir misali verdik (ZÜMER/27)
İnkar edenler dediler ki: "Bu
Kur'an'ı dinlemeyin ve onda
(okunurken) yaygaralar koparın.
Belki üstün gelirsiniz." (FUSSİLET/26)
Batıl, ona önünden de, ardından
da gelemez. (Çünkü Kur'an,) Hüküm ve
hikmet sahibi, çok övülen (Allah)tan
indirilmedir. (FUSSİLET/42)
De ki:
Ne dersiniz, eğer o (Kur'an),
Allah tarafından ise siz de onu
inkâr etmişseniz o zaman (haktan)
uzak bir ayrılığa düşenden daha sapık
kim vardır? (FUSSİLET/52)
Ve şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için
gerçekten bir zikirdir.
Siz (ondan) sorguya çekileceksiniz. (ZUHRUF/44)
İşte bu (Kur'an) bir hidayettir.
Rablerinin ayetlerini inkar edenler
ise,
onlar için, en iğrenç ve şiddetli
olanından acı bir azab vardır. (CASİYE/11)
İman edip salih amellerde bulunan
ve Muhammed'e indirilen (Kur'an)a
-ki o Rablerinden bir haktır- İman
edenlerin (Allah), kötülüklerini
örtüp-bağışlamış, durumlarını
düzeltip-ıslah etmiştir. (MUHAMMED/2)
Onlar
Kur'an'ı düşünmüyorlar mı?
Yoksa kalpleri kilitli mi? (MUHAMMED/24)
Biz onların neler söylediklerini daha iyi
biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu
halde, Benim kesin tehdidimden korkan ve sakınanlara Kur'an ile öğüt ver. (KAF/45)
Andolsun Biz
Kur'an'ı öğüt
almak için kolaylaştırdık.
O halde düşünüp, ibret alan yok
mu? (KAMER/40)
Şayet biz bu
Kur'an'ı bir dağın
üzerine indirmiş olsaydık,
andolsun
onu Allah korkusundan saygı ile baş
eğmiş, parça parça olmuş görürdün.
İşte Biz, belki düşünürler diye,
insanlara böyle örnekler veririz.
(HAŞR/21)
Allah, onlar için şiddetli bir
azab hazırlamıştır; öyleyse ey iman
eden temiz akıl sahipleri, Allah'tan
korkun. Doğrusu Allah, size bir
zikir (uyaran, hatırlatan ve öğüt
veren Kur'an) indirmiştir.
(TALAK/10)
"Elbette biz, o yol gösterici (Kur'an'ı)
işitince, ona iman ettik. Artık kim
Rabbine iman ederse, o ne (ecrinin)
eksileceğinden korkar ve ne de
haksızlığa uğrayacağından." (CİN/13)